Connect with us

DÜNYA

ABD’NİN 46. BAŞKANI JOE BİDEN’IN SIRADIŞI HAYATI

Asıl adı Joseph Robinette Biden Jr. İrlanda kökenli Katolik bir aileden geliyor. Biden, 20 Kasım 1942’de Pensilvanya’da dünyaya geldi.

Ailesiyle Delaware’e taşındı. Hukuk eğitimi aldı, çok erken yaşta siyasete atıldı. Joe Biden, ilk kez Delaware Senatörü seçildiğinde henüz 30 yaşındaydı. Amerikan tarihinin altıncı en genç senatörü oldu.  Evli ve üç çocuk babasıydı.

EŞİ VE 1 YAŞINDAKİ KIZINI TRAFİK KAZASINDA KAYBETTİ

Hayatını derinden etkileyecek trajik olay o sırada meydana geldi. Noel alışverişine çıkan Biden ailesi trafik kazası geçirdi. Eşi Neilia ve bir yaşındaki kızları Naomi yaşamını yitirdi. Oğulları Beau ve Hunter ağır yaralıydı. Biden, “Enkaza bakamadım. 1972 yılıydı. Üzerinden yıllar geçse de bunu yapamadım. Oğullarımı enkazdan çıkarmaları iki buçuk saat sürdü” diye açıkladı Biden.

HASTANEDE OĞLUNUN BAŞUCUNDA YEMİN ETTİ

Joe Biden, ilk senötürlük yeminini, kazadan 18 gün sonra, oğullarının tedavi gördüğü hastane odasında etti.

Biden, ikinci eşi Jill Tracy Jacobs ile 1977’de, kazadan yaklaşık 5 yıl sonra evlendi. Çiftin Ashley adında bir kızı oldu. Joe Biden, tam altı kez Senato’ya seçildi. 1973’ten 2009’a kadar 36 yıl Demokrat Parti’nin Delaware Senatörü olarak görev yaptı. Yaklaşık 30 yıl Dış İlişkiler Komitesi’ne yer aldı, başkanlık yaptı.

Biden, ilk kez 1988’de başkanlığa adaylığını koydu. Demokrat Parti içindeki adaylık yarışında, dönemin İngiltere İşçi Partisi lideri Neil Kinnock’un konuşmasından çalıntı yaptığı ortaya çıkınca, adaylıktan çekildi.

Biden, 20 yıl sonra bir kez daha başkan adaylığı için yarıştı.

2008’deki o yarışta da ipi göğüsleyemedi ama Beyaz Saray biletini aldı. O seçimde Barack Obama, ABD’nin ilk siyah başkanı, Biden da yardımcısı oldu. Obama’nın başkan yardımcılığı için tercihi Biden değildi. Ancak Biden’ın dış politika tecrübesi, Obama’nın siyasetteki görece tecrübesizliğini dengeledi.

Obama, Joe Biden için ABD’nin gelmiş geçmiş en iyi Başkan Yardımcısı dedi.  Biden da Obama için sık sık “kardeşim” ifadesini kullandı. Obama,  “Başkan olarak son günlerimde, ülkenin en yüksek onur nişanı Özgürlük Madalyası’nı takdim etmekten memnuniyet duyuyorum” diyerek Biden’a Özgürlük Madalyası verdi.

2015’TE BİR KEZ DAHA EVLAT ACISI YAŞADI

Joe Biden iki dönem yani sekiz yıl Başkan Yardımcılığı yaptı. Aslında Başkan adaylığı Demokrat Parti içinde 2013’ten beri konuşuluyordu.  Ancak trajedi Biden’ın peşini bırakmadı. Biden, 2015’te yine evlat acısıyla sarsıldı.

Ailesiyle çocukken geçirdiği trafik kazasında ölümden dönen Beau Biden, 40 yıl sonra, henüz 46 yaşında beyin kanserinden hayatını kaybetti. Biden bir kez daha evlat acısı yaşadı ve 2016 başkanlık seçimi yarışına da bu nedenle girmedi.

Oğlunun ölümünden sonra “Hayatın bazen ne kadar acımasız ve adaletsiz olduğunu biliyorum. Acının ve kaybın üstesinden gelmenin en iyi yolunun bir amaç edinmek olduğunu buldum” ifadelerini kullandı Biden.  O amacı, zamanında babasını başkan adaylığı için cesaretlendiren ölen oğlu fısıldadı. Biden, oğlunun ölümünden 5 yıl sonra siyasete geri döndü.

TRUMP’I YENMEYİ BAŞARDI

Demokrat Parti içindeki adaylık yarışının bu kez favori ismiydi. Önseçimde başta tökezlese de sandıkta Trump’ı yenebilecek en güçlü siyasetçi olarak Demokrat Parti’nin Başkan adayı seçildi.  “Size söz veriyorum bu yarışı kazanacağız. Donald Trump’ı yeneceğiz” dedi ve Trump’ın karşısına çıktı. Demokrat Parti içindeki adaylık yarışının bu kez favori ismiydi. 

Kampanyasını corona virüs salgını, sağlık hizmetleri ve ekonomi üzerine kurdu.  Trump’a yönelik eleştirilerini giderek sertleştirdi.  Trump, Biden’a “uykucu Joe” lakabını taksa da o Amerikan siyasetinde “Orta Sınıf Joe” olarak tanındı. Siyasette “açık sözlü”, özel hayatında “kibar ve güvenilir aile insanı” olarak biliniyor.

DÜNYA

BİDEN’IN BAŞKANLIĞI TESCİLLENDİ

ABD’de 3 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerinde belirlenen Seçiciler Kurulu oylarının sayıldığı Kongre oturumunda, Demokrat Joe Biden lehine seçim sonuçları resmen tescil edildi.

ABD Kongre binasının basılmasının ardından yeniden toplanan ve delege oylarının sayılması işlemine devam eden Kongre, başkanlık seçimini Biden’ın kazandığını resmen onayladı.

Kongrede Senato ve Temsilciler Meclisi üyelerini bir araya getiren ve Başkan Yardımcısı Mike Pence’in riyaset ettiği ortak oturumda, alfabetik sıraya göre her eyaletin delege oylarının hangi başkan adayı ile başkan yardımcısı adayına gittiği yüksek sesle okundu.

ABD Kongresindeki oturumda Vermont eyaletinin sonuçlarının kayda geçmesiyle Joe Biden 270 delege eşiğini geçerek resmen Başkan oldu.

Continue Reading

DÜNYA

İSRAİL İLE FİLİSTİN MÜZAKERE MASASINA DÖNECEK Mİ?

ABD’deki medya organlarının Demokrat aday Joe Biden’ın başkanlık seçimlerini kazandığını duyurmasıyla Filistinliler rahat bir nefes alırken, İsrail ile müzakerelerin yeniden başlayacağı değerlendiriliyor. 

İsrail tarafının açıklamalarında, müzakereler konusu net bir şekilde gündeme gelmezken, Filistinli yetkililer şartlı da olsa müzakerelere dönme konusunda istekliler ancak uzmanlar bu şartlardan geri adım atılacağı görüşünde.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 10 Kasım’da yaptığı açıklamada “Bölgede ve dünyada barış, güvenlik ve istikrar için yeni bir sayfa açmaya hazır olduklarını” ifade etti.

Filistin Başbakanı Muhammed İştiyye de 18 Kasım’daki açıklamasında, yeni ABD yönetiminin iki devletli çözümü desteklemesi konusunda umutlu olduğunu dile getirdi.

İştiyye, “İsrail’den istenen, uluslararası gözetim altında bir barış konferansı düzenlemeyi kabul etmesi, müzakerelere kaldığı yerden devam etmesi, imzalanan anlaşmalara saygı duyması ve bunlara uymasıdır.” dedi.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 19 Mayıs’ta, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yer alan yasa dışı Yahudi yerleşim birimleri ve Ürdün Vadisi’ni “ilhak” planının ardından Filistin yönetimi ve FKÖ’nün İsrail ve ABD ile imzaladığı güvenlik dahil tüm anlaşmalardan çekildiğini açıkladıktan sonra Filistin yönetimi, 17 Kasım’da yaptığı açıklamada, İsrail’le güvenlik iş birliğine yeniden başlayacağını duyurdu.

Almanya Başbakanı Angela Merkel de 23 Kasım’da Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile gerçekleştirdiği görüşmede, Almanya’nın 4’lü Münih Grubu kanalıyla Filistin ve İsrail’in katılacağı bir toplantı düzenlemeye hazır olduğunu belirtti.

FİLİSTİN TARAFI ABD’NİN BASKILARI İLE MÜZAKERE MASASINA OTURABİLİR

Filistinli uzmanlar, İsrail ile barış müzakerelerinin yaklaşık altı yıl aradan sonra tekrar başlayacağını belirtiyorlar.

Siyasi analist Numan Amr AA’ya yaptığı açıklamada, “ABD yönetiminin, Filistin Yönetimine baskıları ve Ramallah üzerindeki mali ablukayı sona erdirme vaatleri, Filistin tarafını müzakerelere geri döndürebilir.” dedi.

Amr, Washington’da Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) ofisini açma, ABD yardımlarını tekrar başlatmak ve Ramallah yönetimine Arapların uyguladığı ablukayı kaldırmak gibi vaatlerin varlığına işaret etti.

Trump, Beyaz Saray’da koltuğa oturduğundan bu yana, Filistinlilere yönelik mali yardımları kademeli olarak kesmek için uğraştı ve FKÖ’nün Washington’daki ofisini ve banka hesaplarını kapattı.

Filistin Yönetimi, Kudüs’ü 6 Aralık 2017’de “İsrail’in başkenti” olarak kabul ettiğini duyurduktan sonra Trump yönetimiyle ilişkilerini kesmişti.

Amr’a, ABD’nin Biden’ın görev süresinin ilk 100 gününden sonra, yani önümüzdeki mart içinde müzakereleri yeniden başlatma çabalarını devam ettirmesini beklediğini, hatta Filistin Devlet Başkanı’nı Beyaz Saray’a davet edebileceğini ifade etti.

ARAP ÜLKELERİNİN İSRAİL İLE NORMALLEŞMESİ FİLİSTİN YÖNETİMİNİ SONUÇSUZ KALACAK MÜZAKERELERE İTEBİLİR

Arap-Amerikan Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Eymen Yusuf ise, “Biden yönetiminin göreve başlamasından altı ay sonra Filistin-İsrail müzakerelerinin yeniden başlamasını bekliyorum.” dedi.

Yusuf, Biden yönetiminin ABD yardımlarını yeniden başlatmak ve Washington’daki FKÖ ofisini yeniden açmak gibi adımlarla Filistin tarafını müzakerelere başlamaya ikna etmeye çalışacağını söyledi.

Biden, daha önceki açıklamalarında, kazanırsa Filistinlilere yardımı yeniden başlatacağını ve iki devletli çözümü desteklemeye çalışacağını dile getirdi.

Yusuf, Arap ülkelerinin İsrail ile normalleşmesinin bir baskı faktörü olarak Filistin yönetimini sonuçları ve önemi olmayan müzakerelere itebileceğine işaret etti.

İSRAİL, MÜZAKERELERİ GENİŞ ARAZİLERİ ELE GEÇİRMEK İÇİN BİR ARAÇ OLARAK KULLANIYOR

Kudüs Üniversitesi öğretim üyesi Mahmud Fatafta, İsrail tarafında herhangi bir müzakere tartışmasının olmamasının Tel Aviv’in müzakerelere karşı güven eksikliğini yansıttığını söyledi.

Fatafta, İsrail’in müzakereleri geniş arazileri ele geçirmek için bir araç olarak kullandığını belirterek, “Müzakere arayan taraf zayıf taraftır. Ancak İsrail, Ramallah yönetimine müzakerelere dönene kadar bazı basit ve stratejik olmayan avantajlar da sunabilir.” diye konuştu.

Eymen Yusuf ise, “Filistin tarafının müzakereler için kapsamlı uluslararası çerçeveye bağlı kalması muhtemeldir, ancak sonunda kendimizi üçlü bir çerçevenin önünde bulacağız; Filistinli, ABD ve İsrail. Ayrıca Mısır ve Ürdün’e ek olarak bazı Arap ülkeleri de müzakerelere müdahil olabilir.” dedi.

Numan Amr da ABD’nin müzakerelerde gözetmen olma rolünden vazgeçmeyeceğine dikkati çekerek, “Cumhuriyetçiler de Demokratlar da müzakerelerde kendilerine başka bir ortak gözetmen istemiyorlar.” ifadelerini kullandı.

Continue Reading

DÜNYA

ÇİN’DEN SIZAN GİZLİ BELGELER ÜLKEDEKİ KOVİD-19 SALGINININ İLK DÖNEMİNE IŞIK TUTTU

 Çin devletinin, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) ilk görüldüğü Hubei eyaletinde salgının yayılma aşamalarını yanlış yönettiği iddia edildi.
CNN’nin ele geçirdiği Hubei eyaleti Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nden sızan 117 sayfalık gizli belgelere göre Çinli yetkililerin Kovid-19 salgını hakkında dünyaya, içerideki durumdan çok daha iyimser veriler paylaştığı belirtildi.
CNN, kendilerine belgeleri ulaştıran kişinin Çin sağlık sistemi içinde çalışan biri olduğunu belirterek, belgelerin 6 ayrı bağımsız uzman tarafından incelendiğini ve özgünlüğünün teyit edildiğini açıkladı.
Söz konusu belgelerin Kovid-19 salgınının başlangıcından bu yana Çin’in içinden sızan en önemli belgeler olduğu kaydedilerek, salgının başlangıcında yerel makamların içeride ne zaman ve neyi bildiklerine dair önemli bilgiler taşıdığına işaret edildi.
ÇİN’DEKİ KATI BÜROKRATİK YÖNETİM MODELİ SALGINDA ERKEN UYARI SİSTEMİNİ ENGELLEDİ
CNN’nin haberinde, belgelerin Çin’deki sağlık sistemindeki yetersizlikleri ortaya koyduğuna işaret edilerek, ülkedeki salgının ilk dönemlerinde Kovid-19 vakalarının tespit ve teyidinin 23 gün gibi uzun bir süre aldığı ve virüs testlerinde yaşanan başarısızlık sonucu çoğunun negatif geldiği vurgulandı.
Belgelerde iç denetimlerde salgının yayıldığı bölgede sağlık sektöründe yaşanan fonlama ve eleman yetersizliğinin de altının çizildiği kaydedilen haberde, Çin’deki mevcut katı bürokratik yönetim modelinin salgın konusunda erken uyarı sistemini engellediği değerlendirilmesi yapıldı.
Haberde belgelerin, Çin sağlık sisteminin yukarıdan aşağı bürokratik sınırlamalardan dolayı salgının ilk acil aşamalarını doğru yönetemediğini, bu süreçte atılan yanlış adımları ve kurumsal başarısızlık modelini gösterdiği belirtildi.
SALGININ MERKEZİ WUHAN’A KOMŞU ŞEHİRLERDE DAHA FAZLA GRİP VAKALARI GÖRÜLDÜ
Haberde, Çinli yetkililerin Hubei eyaletindeki Wuhan şehrini Kovid-19 salgınının merkezi olarak göstermesine rağmen, aralık başında eyalette Wuhan’a komşu diğer şehirler Yichang ve Xianning’ta daha önce hiç açıklanmayan, önceki yıla kıyasla 20 kat daha büyük bir grip salgını meydana geldiğine dikkat çekildi.
Söz konusu belgelere göre Kovid-19 salgının merkezi Wuhan’da 2 Aralık 2019 itibarıyla 2 bin 32 grip salgını tespit edilirken, 320 km batısındaki Yichang’da 6 bin 135, Xianning’de de 2 bin 148 vakanın kayıtlara geçtiğinin altı çizildi.
Sızan belgelerin, Çin hükümetinin Kovid-19 salgını ile ilgili bulguları gizlemeye yönelik kasıtlı bir girişimi olduğuna dair hiçbir kanıt taşımadığı değerlendirilirken, öte yandan yetkililerin salgının ilk patlak verdiği dönemde erişebildikleri bilgilerle halka açıkladıkları bilgiler arasında çok sayıda tutarsızlığı ortaya koyduğu vurgulandı.
Belgelerde ayrıca, zaman zaman tartışmalara neden olan virüsün laboratuvardan sızdığı yönündeki iddialar üzerine Çinli yetkililer tarafından herhangi bir bilginin dile getirilmediği veya kayıtlara geçirilmediği ifade edildi.

Continue Reading
Advertisement

GÜNDEM