Connect with us

DÜNYA

FRANSA’DA SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI

Fransa’nın başkenti Paris’in gün boyunca kalabalık olan sokakları, yasağın başlama saatlerine yakın tenhalaşmaya başladı. Paris sakinleri, yasağın başladığı saat 21.00 itibarıyla evlerine dönmek için koşuşturdu.

Yasağın başlamasının ardından, sokaklarda en çok evsizler, göçmenler ve temizlik görevlileri göze çarptı.

Sokağa çıkma yasağına uyulması için, belediye güvenlik görevlilerinin yanı sıra hükümet 12 bin polis ve jandarma görevlendirildi.

Yeni tip Koronavirüs (Covid-19) önlemleri kapsamında sokağa çıkmayı yasaklayan uygulama, Paris ve çevresinde, Grenoble, Lille, Lyon, Aix-en-Provence, Marsilya, Rouen, Toulouse ve Montpellier kentlerinde 4 hafta süreliğine yürürlüğe girdi.

Ülkede, dün açıklanan 32 bin 427 yeni vakayla, salgının başlangıcından bu yana ülkede ve Avrupa’da en yüksek günlük vaka sayısı kaydedildi. 90 kişinin daha yaşamını yitirmesiyle toplam can kaybı 33 bin 392’ye yükseldi.

Covid-19 testlerinin pozitif çıkma oranı ise yüzde 13,1’e ulaştı.

DÜNYA

İSRAİL İLE FİLİSTİN MÜZAKERE MASASINA DÖNECEK Mİ?

ABD’deki medya organlarının Demokrat aday Joe Biden’ın başkanlık seçimlerini kazandığını duyurmasıyla Filistinliler rahat bir nefes alırken, İsrail ile müzakerelerin yeniden başlayacağı değerlendiriliyor. 

İsrail tarafının açıklamalarında, müzakereler konusu net bir şekilde gündeme gelmezken, Filistinli yetkililer şartlı da olsa müzakerelere dönme konusunda istekliler ancak uzmanlar bu şartlardan geri adım atılacağı görüşünde.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 10 Kasım’da yaptığı açıklamada “Bölgede ve dünyada barış, güvenlik ve istikrar için yeni bir sayfa açmaya hazır olduklarını” ifade etti.

Filistin Başbakanı Muhammed İştiyye de 18 Kasım’daki açıklamasında, yeni ABD yönetiminin iki devletli çözümü desteklemesi konusunda umutlu olduğunu dile getirdi.

İştiyye, “İsrail’den istenen, uluslararası gözetim altında bir barış konferansı düzenlemeyi kabul etmesi, müzakerelere kaldığı yerden devam etmesi, imzalanan anlaşmalara saygı duyması ve bunlara uymasıdır.” dedi.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 19 Mayıs’ta, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yer alan yasa dışı Yahudi yerleşim birimleri ve Ürdün Vadisi’ni “ilhak” planının ardından Filistin yönetimi ve FKÖ’nün İsrail ve ABD ile imzaladığı güvenlik dahil tüm anlaşmalardan çekildiğini açıkladıktan sonra Filistin yönetimi, 17 Kasım’da yaptığı açıklamada, İsrail’le güvenlik iş birliğine yeniden başlayacağını duyurdu.

Almanya Başbakanı Angela Merkel de 23 Kasım’da Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile gerçekleştirdiği görüşmede, Almanya’nın 4’lü Münih Grubu kanalıyla Filistin ve İsrail’in katılacağı bir toplantı düzenlemeye hazır olduğunu belirtti.

FİLİSTİN TARAFI ABD’NİN BASKILARI İLE MÜZAKERE MASASINA OTURABİLİR

Filistinli uzmanlar, İsrail ile barış müzakerelerinin yaklaşık altı yıl aradan sonra tekrar başlayacağını belirtiyorlar.

Siyasi analist Numan Amr AA’ya yaptığı açıklamada, “ABD yönetiminin, Filistin Yönetimine baskıları ve Ramallah üzerindeki mali ablukayı sona erdirme vaatleri, Filistin tarafını müzakerelere geri döndürebilir.” dedi.

Amr, Washington’da Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) ofisini açma, ABD yardımlarını tekrar başlatmak ve Ramallah yönetimine Arapların uyguladığı ablukayı kaldırmak gibi vaatlerin varlığına işaret etti.

Trump, Beyaz Saray’da koltuğa oturduğundan bu yana, Filistinlilere yönelik mali yardımları kademeli olarak kesmek için uğraştı ve FKÖ’nün Washington’daki ofisini ve banka hesaplarını kapattı.

Filistin Yönetimi, Kudüs’ü 6 Aralık 2017’de “İsrail’in başkenti” olarak kabul ettiğini duyurduktan sonra Trump yönetimiyle ilişkilerini kesmişti.

Amr’a, ABD’nin Biden’ın görev süresinin ilk 100 gününden sonra, yani önümüzdeki mart içinde müzakereleri yeniden başlatma çabalarını devam ettirmesini beklediğini, hatta Filistin Devlet Başkanı’nı Beyaz Saray’a davet edebileceğini ifade etti.

ARAP ÜLKELERİNİN İSRAİL İLE NORMALLEŞMESİ FİLİSTİN YÖNETİMİNİ SONUÇSUZ KALACAK MÜZAKERELERE İTEBİLİR

Arap-Amerikan Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Eymen Yusuf ise, “Biden yönetiminin göreve başlamasından altı ay sonra Filistin-İsrail müzakerelerinin yeniden başlamasını bekliyorum.” dedi.

Yusuf, Biden yönetiminin ABD yardımlarını yeniden başlatmak ve Washington’daki FKÖ ofisini yeniden açmak gibi adımlarla Filistin tarafını müzakerelere başlamaya ikna etmeye çalışacağını söyledi.

Biden, daha önceki açıklamalarında, kazanırsa Filistinlilere yardımı yeniden başlatacağını ve iki devletli çözümü desteklemeye çalışacağını dile getirdi.

Yusuf, Arap ülkelerinin İsrail ile normalleşmesinin bir baskı faktörü olarak Filistin yönetimini sonuçları ve önemi olmayan müzakerelere itebileceğine işaret etti.

İSRAİL, MÜZAKERELERİ GENİŞ ARAZİLERİ ELE GEÇİRMEK İÇİN BİR ARAÇ OLARAK KULLANIYOR

Kudüs Üniversitesi öğretim üyesi Mahmud Fatafta, İsrail tarafında herhangi bir müzakere tartışmasının olmamasının Tel Aviv’in müzakerelere karşı güven eksikliğini yansıttığını söyledi.

Fatafta, İsrail’in müzakereleri geniş arazileri ele geçirmek için bir araç olarak kullandığını belirterek, “Müzakere arayan taraf zayıf taraftır. Ancak İsrail, Ramallah yönetimine müzakerelere dönene kadar bazı basit ve stratejik olmayan avantajlar da sunabilir.” diye konuştu.

Eymen Yusuf ise, “Filistin tarafının müzakereler için kapsamlı uluslararası çerçeveye bağlı kalması muhtemeldir, ancak sonunda kendimizi üçlü bir çerçevenin önünde bulacağız; Filistinli, ABD ve İsrail. Ayrıca Mısır ve Ürdün’e ek olarak bazı Arap ülkeleri de müzakerelere müdahil olabilir.” dedi.

Numan Amr da ABD’nin müzakerelerde gözetmen olma rolünden vazgeçmeyeceğine dikkati çekerek, “Cumhuriyetçiler de Demokratlar da müzakerelerde kendilerine başka bir ortak gözetmen istemiyorlar.” ifadelerini kullandı.

Continue Reading

DÜNYA

ÇİN’DEN SIZAN GİZLİ BELGELER ÜLKEDEKİ KOVİD-19 SALGINININ İLK DÖNEMİNE IŞIK TUTTU

 Çin devletinin, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) ilk görüldüğü Hubei eyaletinde salgının yayılma aşamalarını yanlış yönettiği iddia edildi.
CNN’nin ele geçirdiği Hubei eyaleti Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nden sızan 117 sayfalık gizli belgelere göre Çinli yetkililerin Kovid-19 salgını hakkında dünyaya, içerideki durumdan çok daha iyimser veriler paylaştığı belirtildi.
CNN, kendilerine belgeleri ulaştıran kişinin Çin sağlık sistemi içinde çalışan biri olduğunu belirterek, belgelerin 6 ayrı bağımsız uzman tarafından incelendiğini ve özgünlüğünün teyit edildiğini açıkladı.
Söz konusu belgelerin Kovid-19 salgınının başlangıcından bu yana Çin’in içinden sızan en önemli belgeler olduğu kaydedilerek, salgının başlangıcında yerel makamların içeride ne zaman ve neyi bildiklerine dair önemli bilgiler taşıdığına işaret edildi.
ÇİN’DEKİ KATI BÜROKRATİK YÖNETİM MODELİ SALGINDA ERKEN UYARI SİSTEMİNİ ENGELLEDİ
CNN’nin haberinde, belgelerin Çin’deki sağlık sistemindeki yetersizlikleri ortaya koyduğuna işaret edilerek, ülkedeki salgının ilk dönemlerinde Kovid-19 vakalarının tespit ve teyidinin 23 gün gibi uzun bir süre aldığı ve virüs testlerinde yaşanan başarısızlık sonucu çoğunun negatif geldiği vurgulandı.
Belgelerde iç denetimlerde salgının yayıldığı bölgede sağlık sektöründe yaşanan fonlama ve eleman yetersizliğinin de altının çizildiği kaydedilen haberde, Çin’deki mevcut katı bürokratik yönetim modelinin salgın konusunda erken uyarı sistemini engellediği değerlendirilmesi yapıldı.
Haberde belgelerin, Çin sağlık sisteminin yukarıdan aşağı bürokratik sınırlamalardan dolayı salgının ilk acil aşamalarını doğru yönetemediğini, bu süreçte atılan yanlış adımları ve kurumsal başarısızlık modelini gösterdiği belirtildi.
SALGININ MERKEZİ WUHAN’A KOMŞU ŞEHİRLERDE DAHA FAZLA GRİP VAKALARI GÖRÜLDÜ
Haberde, Çinli yetkililerin Hubei eyaletindeki Wuhan şehrini Kovid-19 salgınının merkezi olarak göstermesine rağmen, aralık başında eyalette Wuhan’a komşu diğer şehirler Yichang ve Xianning’ta daha önce hiç açıklanmayan, önceki yıla kıyasla 20 kat daha büyük bir grip salgını meydana geldiğine dikkat çekildi.
Söz konusu belgelere göre Kovid-19 salgının merkezi Wuhan’da 2 Aralık 2019 itibarıyla 2 bin 32 grip salgını tespit edilirken, 320 km batısındaki Yichang’da 6 bin 135, Xianning’de de 2 bin 148 vakanın kayıtlara geçtiğinin altı çizildi.
Sızan belgelerin, Çin hükümetinin Kovid-19 salgını ile ilgili bulguları gizlemeye yönelik kasıtlı bir girişimi olduğuna dair hiçbir kanıt taşımadığı değerlendirilirken, öte yandan yetkililerin salgının ilk patlak verdiği dönemde erişebildikleri bilgilerle halka açıkladıkları bilgiler arasında çok sayıda tutarsızlığı ortaya koyduğu vurgulandı.
Belgelerde ayrıca, zaman zaman tartışmalara neden olan virüsün laboratuvardan sızdığı yönündeki iddialar üzerine Çinli yetkililer tarafından herhangi bir bilginin dile getirilmediği veya kayıtlara geçirilmediği ifade edildi.

Continue Reading

DÜNYA

ABD’NİN İLK SİYAHİ KADIN BAŞKAN YARDIMCISI KAMALA HARRİS OLACAK

Amerika Birleşik Devletleri’nin 46. Başkanı seçilen Joe Biden’ın yardımcılığını görevi boyunca Kamala Harris yapacak. 55yaşındaki Kamala Harris ABD’de Başkan Yardımcılığı görevini üstlenen ilk siyahi kadın olacak.

Meme kanseri üzerine çalışan, diplomat kızı Hint asıllı bir bilim kadını annenin ve Stanford Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Jamaika asıllı bir babanın iki kızından biri olan Kamala Harris, ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki Oakland kentinde dünyaya gelip burada büyüdü.

Tarihsel olarak “siyah okulu” olarak anılan başkent Washington’daki Howard Üniversitesi’nde siyaset bilim ve ekonomi üzerine lisans eğitimi gördü. Ardından San Francisco yakınlarındaki Hastings College of Law’da hukuk derecesini tamamlar tamamlamaz eyalette suç oranlarının yüksek olduğu Alameda County’de savcı olarak göreve başladı.

Jamaika ve Hindistan kökenli göçmen bir anne babanın çocuğu olan Kamala Harris, sivil haklar konusundaki hassasiyeti ve hukukçu kimliğiyle de biliniyor.

Harris, 2003 yılında San Francisco bölge savcısı oldu. Bu göreve gelen ilk siyah ve Asya kökenli kadın olma özelliğine sahip.

Harris, Ekim 2018’de gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda hayatını kaybetmesinin ardından Trump’ı bu cinayete “göz yummakla” suçladı. Harris, o dönemde ABD’nin Suudi Arabistan ile ilişkilerini “temelden gözden geçirmesi” çağrısı yaptı.

İLK HİNT ASILLI SENATÖR

2010 yılında yine bir ilke imza atarak Kaliforniya eyaletinin ilk kadın başsavcısı oldu. ABD’deki sistemde bu makam adalet bakanlığı anlamına da geliyor. Burada ilk defa uyuşturucu suçuna bulaşmış kişilerin hapse girmek yerine liseden mezun olmalarına veya iş bulmalarına olanak sağlayan “hayata dön” programını başlattı; ırkçılıkla mücadele ve ceza-usul adaletini sağlama dallarında programlar yürüttü. Polis cinayetlerini izlemek açısından memurların üzerlerine ilk kez vücut kameraları yerleştirilmesini sağladı.

Kariyerindeki tüm bu başarılar ve ilkler Harris’in 2017’de ABD’nin ikinci siyah kadın senatörü ve ilk Hint asıllı senatör olmasının önünü açtı. Kaliforniya’dan seçildiği senatörlük görevinde, iç güvenlik soruşturmalarından, hükümet işlerinden, istihbarattan, bütçeden ve adaletten sorumlu komitelerde görev yaptı. Harris yine Senato’daki görevi sırasında, Donald Trump’ın Yüksek Mahkeme üyeliğine aday gösterdiği Yargıç Brett Kavanaugh’nun, cinsel saldırı suçlamalarıyla ilgili Senato’da yürütülen soruşturmasında Kavanaugh’ya yönelttiği “zor sorular” ile adından söz ettirdi.

HIZLI BAŞLAYIP ÇABUK BİTEN ADAYLIK SERÜVENİ

55 yaşındaki Senatör, siyasi kariyerine 2019’da Demokrat Parti’den ABD Başkanlığı yarışına girerek devam etti.

Adaylığı ilk başta büyük bir coşkuyla karşılansa ve televizyondaki tartışma programlarında rakiplerine karşı başarılı bir performans sergilese de hızlı yükseldiği anketlerde düşüşe geçince Aralık 2019’da başkanlık yarışından çekildi. Harris’in vaat ettiği değişimler arasında yargı sisteminde reform ve ırk adaletini sağlama tasarısı vardı.

Çekildikten üç ay sonra başkanlık için Biden’ı desteklediğini, “Ülkemize şerefle hizmet etmiş bir kişi ve ona her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Onun bir sonraki ABD Başkanı olarak seçilmesi için elimden gelen her şeyi yapacağım” diyerek duyurdu.

Continue Reading
Advertisement

GÜNDEM