Connect with us

GÜNDEM

KIBRIS TÜRK HALKI 5’İNCİ KEZ HALKOYLAMASINA GİDECEK

Kıbrıs Türk halkı, Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılacağı 11 Ekim Pazar günü, siyasi tarihinde beşinci kez halkoylaması için de sandığa gidecek.
Üçü anayasa veya anayasa değişiklikleri için, biri de Kıbrıs sorununa çözüm planı olarak hazırlanan ve dönemin BM Genel Sekreteri’nin adını taşıyan Annan Planı için yapılan halkoylamalarına, 11 Ekim’de bir yenisi daha eklenecek.
Şimdiye kadar yapılan halkoylamalarından üçü “evet”, biri ise “hayır” ile sonuçlandı. 
KTFD ve KKTC Anayasaları yanında Annan Planı için yapılan halkoylamasından da “evet” çıktı. Ancak Kıbrıslı Rumlar, Annan Planı’na hayır dediği için plan uygulanamadı.
KKTC Anayasası’nda değişiklikler için yapılan 2014 yılındaki halkoylamasında ise halkın çoğunluğu “hayır”dan yana tavır alınca anayasa değişikliği de rafa kalktı.
İLK HALKOYLAMASI KTFD ANAYASASI İÇİN… YÜZDE 99.4 EVET
TAK muhabirinin Yüksek Seçim Kurulu verilerinden ve gazete arşivlerinden araştırmasına göre, ilk halkoylaması, 8 Haziran 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti Anayasası için yapıldı. Sandıktan yüzde 99.4 ezici bir çoğunlukla “evet”; yüzde 00.6 ise “hayır” çıktı ve KTFD Anayasası yürürlüğe girdi.
Bu halkoylaması sırasında, adanın güneyinde yaşayan Kıbrıslı Türklerin 1974 Barış Harekatı sonrasında henüz kuzeye geçişleri tamamlanmadığı için, Limasol’da da sandık kuruldu. 
Dönemin KTFD Başkanı Rauf R. Denktaş ise Viyana’daki toplumlararası görüşmelerden dönüşünde oyunu Ankara’da kullandı. 
KKTC ANAYASASI’NA YÜZDE 70 ONAY
15 Kasım 1983’te ilan edilen KKTC’nin ilk anayasası 5 Mayıs 1985’te halkın görüşüne sunuldu.
Kayıtlı seçmen sayısının 91 bin 810 olduğu o günkü rakamlarla 71 bin 933 seçmen oy kullandı ve bunlardan 70 bin 459’u geçerli sayıldı. Seçime katılım oranı yüzde 78.35 oldu.  
KKTC Anayasası’na seçmenlerin yüzde 70.18’ine denk gelen 49 bin 477’si “evet”; yüzde 29.82’sini oluşturan 21 bin 12’si ise “hayır” dedi.
Halen yürürlükte olan KKTC Anayasası böylece yürürlüğe girdi.
ANNAN PLANI’NA KIBRISLI TÜRKLERDEN “EVET”
Kıbrıs Türk halkı, uzun bir aradan sonra 2004 yılında bu kez Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için yıllar süren müzakereler sonucu oluşturulan ve dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın adını taşıyan “Annan Planı” için, Kıbrıslı Rumlarla eş zamanlı olarak sandığa gitti.
Planın uygulamaya girmesi için her iki halkın da “evet” demesi koşulu olan Annan Planı halkoylamasında, Kıbrıslı Türklerin yüzde 65’i “evet” oyu kullanırken, Kıbrıslı Rumların yüzde 76’sı “hayır” dediği için plan hayata geçemedi. Buna rağmen “Kıbrıs Cumhuriyeti”, 1 Mayıs 2004’te Avrupa Birliği üyesi oldu.
24 Nisan 2004 tarihli bu halkoylamasında kurulan 563 sanıkta kayıtlı 143 bin 693 seçmenden 121 bin 162’si oy kullandı ve oylardan 119 bin 618’i geçerli, 1544’ü ise geçersiz sayıldı. 
Katılımın yüzde 84.35 olduğu halkoylamasında “evet” oylarının toplamı 77 bin 702-yüzde 64.96; “hayır” oylarının toplamı da 41 bin 916-yüzde 35.04 olarak açıklandı.
2014’TE ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE RET
KKTC’de son halkoylaması ise 29 Haziran 2014’te, yerel seçimle birlikte Anayasa değişikliği için yapıldı.
Meclis’ten oy birliğiyle geçen ve KKTC Anayasası’nın 21 maddesinde köklü değişiklikler öngören Anayasa Değişikliğine İlişkin Yasa’yla ilgili halkoylamasından “hayır” çıktı.
Kayıtlı 175 bin 258 seçmenden 122 bin 642’sinin oy kullandığı halkoylamasında, 112 bin 240 oy geçerli sayıldı ve seçime katılma oranı yüzde 69.98 oldu.
YÜZDE 62.32 “HAYIR”, YÜZDE 37.68 “EVET” 
Sandığa giden ve geçerli oy kullananların 42 bin 288’i yani yüzde 37.68’i “evet”, 69 bin 952’si yani yüzde 62.32’si ise hayır diyerek öngörülen anayasa değişikliğine onay vermedi.
Böylece 1985’ten beri yürürlükte olan KKTC Anayasası’ndaki 21 maddenin değiştirilmesi için Meclis’teki uzlaşı, halk arasında kabul görmemiş oldu. 
Halkoylamasında kabul görmeyen 21 maddelik değişiklikler arasında “Temel haklar”, “Meclis’in işlerliğinin ve güvenilirliğinin artırılması” ve “hesap sorma mekanizmalarının güçlendirilmesi” başlıkları altında toplanan “çocuk hakları, bilgi edinme hakkı; kamu görevlilerinin siyaset yasağının kaldırılması; milletvekillerine, eşlerine ve çocuklarına mal ve servet beyanı zorunluluğu, yasama dokunulmazlığına sınırlama; Sayıştay, Ombudsman ve mahkemelerle ilgili düzenlemeler” yer alıyordu.
2014’teki halkoylaması sorusu şöyleydi:
“1985’ten beri yürürlükte olan KKTC Anayasası’nın 21 maddesinde değişiklik öngören Anayasa değişikliği konusunda yapılacak halkoylaması için seçmenlere verilecek oy pusulasında 12 Haziran 2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 47/2014 sayılı Anayasa Değişikliğine İlişkin Yasa ile yapılan Anayasa değişikliklerini kabul ediyor musunuz?” 
11 EKİM’DE HALKOYLAMASINA SUNULACAK DEĞİŞİKLİKLER NEYİ ÖNGÖRÜYOR?
KKTC seçmeni 11 Ekim’de hem 11 aday arasından 5 yıl süreyle görev yapacak Cumhurbaşkanı’nı belirleyecek; hem de Yüksek Mahkeme yargıçlarının sayısının artırılmasını öngören Anayasa değişikliğini oylayacak.
Yargıdaki yoğunluğu gidermek amacıyla hazırlanan ve Meclis’te 6 Temmuz’da oy çokluğuyla onaylanan Anayasa Değişikliğine İlişkin Yasa, halen 1 başkan ve 7 yargıçtan oluşan Yüksek Mahkeme’nin, 1 başkan ve en az 7, en çok 16 yargıçtan oluşmasını içeriyor. 
Anayasanın “Yüksek Mahkemenin Oluşumu ve Görev Bölümü” başlıklı 143’üncü maddesini değiştiren yasanın geçici maddesiyle, Anayasa değişikliğinin Cumhurbaşkanlığı seçimi için oy verme günü olan 11 Ekim 2020 Pazar olduğu belirtilirken, yürürlüğe girmesi için halkoylamasında kabul edilmesi ve en geç on gün içinde sonuçların Resmi Gazete’de yayımlanması gerektiği belirtiliyor.
Yasaya, TDP hayır oyu kullanırken, Meclis’teki diğer partiler UBP, CTP, HP, DP ve YDP onay vermişti. 
11 Ekim’de hem Cumhurbaşkanı’nın seçilmesi hem de Anayasa değişikliklerinin yürürlüğe girebilmesi için geçerli oyların yarıdan bir fazlasının onayını almak gerekiyor. Herhangi bir adayın bu orana ulaşamaması halinde Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalacak ve 18 Ekim Pazar günü, 11 Ekim’de en çok oyu alan iki aday arasında yeniden seçime gidilecek. 

GÜNDEM

“TÜRKİYE’NİN BEŞLİ KONFERANS ÖNERİSİ, KIBRIS KONUSUNDA BİR ANLAŞMA İÇİN SON ŞANSTIR”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Türkiye’nin beşli konferans önerisi, Kıbrıs konusunda bir anlaşma için son şanstır.” dedi.
Cumhurbaşkanlığı görevini devraldıktan sonra ilk resmi ziyaretini Türkiye’ye düzenleyen Tatar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ikili görüşmelerinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. 
Tatar, KKTC’nin açıkça reddetmesine rağmen Türkiye’nin Kıbrıs’taki askeri varlığı ile etkin garantörlük hakkını sıfırlama hedefinin vazgeçilmez bir anlaşma koşulu olarak masaya getirildiğini belirterek, “Türkiye’nin beşli konferans önerisi, Kıbrıs konusunda bir anlaşma için son şanstır.” mesajını verdi.
Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin ele alınması için KKTC’nin de katılacağı bir konferans toplanması önerisinin de son derece gerçekçi ve yapıcı olduğunun altını çizen Tatar, “Bizim kimsenin hakkında gözümüz yoktur ama halkımızın, milletimizin hak ve hukukunun çiğnenmesine asla razı olmayız.” diye konuştu.

Continue Reading

GÜNDEM

TATAR VE ERDOĞAN ORTAK BASIN TOPLANTISI YAPTI

Ankara’da bulunan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki baş başa görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlediler.
Görüşmede, Kıbrıs meselesi  ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin ele alındığı belirtildi.
TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı’nda KKTC’ye geleceğini, törenlere ve Pandemi Hastanesi’nin açılışına katılacağını belirterek, “İadeyi ziyaret ve Maraş’ta da piknik yaparız” dedi.
Türk tarafının Kıbrıs’ta adil kalıcı sürdürülebilir bir çözümden yana olduğuna dikkat çeken Erdoğan, çözüm için federasyonun geçerli model olmaktan çıktığını yeni fikirlerle masaya oturulması gerektiğini ifade etti.
Erdoğan “Kıbrıs’ta zaten şu an iki ayrı halk ve iki ayrı devlet var” diyerek, çözümün temelinin adadaki gerçeklere göre olması gerektiğini söyledi.
Erdoğan, Doğu Akdeniz’de Türkiye ve Kıbrıs Türkünü dikkate almayan hiçbir girişimin başarılı olamayacağını da vurguladı.
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da “Türkiye’nin beşli konferans önerisi, Kıbrıs konusunda bir anlaşma için son şanstır” dedi. 
Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin ele alınması için KKTC’nin de katılacağı bir konferans toplanması önerisinin de son derece gerçekçi ve yapıcı olduğunun altını çizen Tatar, “Bizim kimsenin hakkında gözümüz yoktur ama halkımızın, milletimizin hak ve hukukunun çiğnenmesine asla razı olmayız” diye konuştu.

Continue Reading

GÜNDEM

“BM’NİN, İNSAN ODAKLI BİR YAPIYA KAVUŞTURULMASI MECBURİYET ARZ ETMEKTEDİR”

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatının daha temsili, demokratik, hesap verebilir, etkin, şeffaf, adil ve insan odaklı bir yapıya kavuşturulması, Kovid-19 salgınının da teyit ettiği üzere, mecburiyet arz etmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “24 Ekim Birleşmiş Milletler Günü ve Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın kuruluşunun 75. yıl dönümü” dolayısıyla mesaj yayımladı.

Mesajında, Türkiye’nin kurucu üyeleri arasında yer aldığı BM Teşkilatı’nın kuruluşunun 75’inci yıl dönümünü tebrik eden Erdoğan, “Türkiye, kurallara dayalı küresel sistemin merkezinde bulunan BM’nin temsil ettiği değerlerin ve çok taraflılık ilkesinin güçlü bir destekçisi ve savunucusudur.” ifadelerini kullandı.

BM açısından tarihi bir önem taşıyan bu dönemde, eski AB Bakanı, Başmüzakereci ve İstanbul Milletvekili Büyükelçi Volkan Bozkır’ın BM Genel Kurul Başkanlığı görevini yürüttüğünü belirten Erdoğan, “BM üyesi 193 ülkenin eşit şekilde temsil edildiği ve uluslararası toplumun ortak iradesini ve vicdanını yansıtan BM Genel Kurulu’na ilk kez bir Türk vatandaşının başkanlık etmesi uluslararası toplumun ülkemize yönelik desteğinin ve itimadının bir tezahürüdür.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin BM’nin barışı koruma operasyonlarına Kore Savaşı’ndan bu yana personel katkısı sağladığını, BM bünyesinde Medeniyetler İttifakı ve Barış için Arabuluculuk gibi iki önemli girişimin liderliğini sürdürdüğünü aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

“BM siyasetimizin bir diğer boyutu ise 2030 Sürdürülebilir Kalkınma gündeminin hayata geçirilmesidir. Bu anlayışla En Az Gelişmiş Ülkelerin (EAGÜ) Dostları Grubu’nun eşbaşkanlığını yürütüyor, Yoksullukla Mücadele İttifakı’nda sorumluluk üstleniyor, EAGÜ Teknoloji Bankasına ev sahipliğini yapıyoruz. EAGÜ’nin, mültecilerin ve diğer savunmasız grupların Kovid-19 salgınıyla mücadelesine en büyük katkıyı sağlayan ülkelerden biriyiz. Mart ayından bu yana din, dil, ırk ayrımı gözetmeden, dünya genelinde 154 farklı ülkenin ve sekiz uluslararası kuruluşun destek çağrısına olumlu cevap verdik.”

Erdoğan, Türkiye’nin ayrıca, çevre sorunları, iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybıyla mücadelede öncü bir rol oynadığı, bu anlayışla BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin 16’ncı Taraflar Konferansı’na ev sahipliği yapacaklarını belirterek “Sera gazı emisyonlarında tarihi sorumluluğu yok denecek kadar az olan bir ülke olarak BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında hak ettiğimiz konuma ulaşma çabalarımızı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin güçlü ekonomik göstergelerinin neticesi olarak BM genel bütçesine en fazla katkı sağlayan 15 üye devlet arasında olduğuna da işaret eden Erdoğan, “BM’nin 25 farklı temsilcilik ve ofisi, beş ayrı ilimizde faaliyet göstermektedir. BM siyasetimizin önemli bir veçhesi kıtaların ve kültürlerin kavşak noktası olan İstanbul’u bir BM merkezi haline getirmektir. Bu hedef doğrultusunda çalışmalarımız devam etmektedir.” değerlendirmesini yaptı.

İnsani diplomasinin Türkiye’nin BM’de önem ve öncelik atfettiği konuların başında geldiğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“2016 yılında ilk Dünya İnsani Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Türkiye, insani yardımlarının milli gelirine oranı itibarıyla dünyanın en cömert ülkesidir. Sınırlarımız içinde geçici koruma sağladığımız dört milyona yakın insana ilaveten, kriz bölgelerinde hayatta kalma mücadelesi veren sivillere yönelik de insani yardım çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 

Öte yandan, BM teşkilatının daha temsili, demokratik, hesap verebilir, etkin, şeffaf, adil ve insan odaklı bir yapıya kavuşturulması, Kovid-19 salgınının da teyit ettiği üzere, mecburiyet arz etmektedir. Bu doğrultuda, başta Güvenlik Konseyi olmak üzere, BM sisteminin reformuna yönelik çabalara ‘Dünya beşten büyüktür’ şiarıyla katkıda bulunuyoruz. BM’nin uluslararası barış, istikrar, kalkınma ve adalete katkıda bulunmaya devam edeceği inancıyla 24 Ekim ‘Birleşmiş Milletler Günü’nü içten dileklerimle kutluyorum.”

Continue Reading
Advertisement

GÜNDEM