Connect with us

SPOR

“Güreş bizim için milli mücadele” İlklerin kadını, Yasemin Adar anlattı

Güreş her zaman erkek egemen bir spor olarak görülüyor. Bana kadından güreşçi olmaz, sen güreşçi değilsin yapamazsın diyorlardı.

Elde ettiği şampiyonluklarla Türk güreş tarihine adını altın harflerle yazdıran milli sporcu Yasemin Adar, güreşi milli mücadele olarak gördüğünü söyledi.”İlklerin kadını” milli güreşçi Yasemin Adar, “Güreş bizim için tamamen bayrak mücadelesi, milli mücadele. Biz resmen savaşıyoruz. Sadece spor olarak değil artık bizim için bir nevi savaşımız gibi bir şey oldu.” ifadelerini kullandı.Üst üste 4 kez Avrupa şampiyonluğuna ulaşan ve tek Türk dünya şampiyonu kadın güreşçi olan Yasemin, güreşin daha fazla değeri hak ettiğini belirtti.

Güreşin olimpiyatlarda en fazla madalya alınan branş olduğunu hatırlatan 28 yaşındaki sporcu, ” Bakıyorsunuz altın madalya sadece güreşten geliyor. Ama değer görüyor mu derseniz bir futbol kadar asla değer görmüyor. Olimpiyat geldiği zaman, önemli şampiyonluklar olduğu zaman herkes güreşe kitleniyor. İşte güreş kesin madalya alır gelir. Şöyle de bir sıkıntımız var bu olimpiyat öncesi neredesiniz? Lütfen öncesinde de bir gezin görün bizi bilin tanıyın. Haberdar olun nasıl çalışıyoruz, ne yapıyoruz? Olimpiyat geliyor tamam işte kesin garanti madalyamız var. Güreşten kesin gelir. Ama ondan önce maddi konuda sıkıntı çeken arkadaşlarımız oluyor, sporcularımız oluyor. Futbola verilen değeri hiçbir branş görmüyor. Medya konusunda büyük bir sıkıntı çekiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Yasemin, “Güreş öyle bir yerdeki şu an, manevi olarak o kadar ulaşılmaz erişilmez bir yerdeki, mesela o İstiklal Marşı okunduğu zaman yani herkesin kalkıp o marşı dinlemesi inanın tüylerim diken diken oluyor. Biz bunun için uğraşırken futbolda amaç bilmiyorum ne konuda” şeklinde konuştu.

“Pandemi sürecini kötü geçirdiğimi düşünmüyorum”

Yasemin Adar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle 3,5 ay evde kaldığını ve bu duruma hiç alışık olmadığını belirtti.

Çalışmalarına evde devam ettiğini söyleyen milli güreşçi, şöyle devam etti:

“Bir tane odayı boşalttım. Antrenman odammış gibi tamamen eşyaları çıkartıp oraya kettlebelller, dambıllar, lastikler egzersiz hareketlerini yapabileceğim bir alan yarattım kendime. Antrenmanlarımı hep evde yapmaya çalıştım. Her gün yapmaya çalıştığım için de pandemi sürecini kötü geçirdiğimi düşünmüyorum. Çabuk toparlayabileceğimi düşünüyorum. Yavaş yavaş normal haya dönmeye çalışıyoruz. Pandemi bitiyor. Yakın zamanda kamplar başlayacak. İnşallah her şey eskisi gibi olacak.”

“Yine Türkiye’de tarih yazmak ve alınmamış bir madalyayı almak istiyorum.”

Bugüne kadar Avrupa ve dünya şampiyonluklarının yanında Akdeniz ve İslam oyunlarında da birinciliğe ulaştığını belirten Yasemin, bütün sporcuların en büyük hedefinin olimpiyatlarda madalya almak olduğunu söyledi.

Kendi hedefinin de olimpiyatlarda madalya almak olduğunu aktaran milli güreşçi, “Yine Türkiye’de tarih yazmak ve alınmamış bir madalyayı almak istiyorum. Hedefim bu yönde ama 2020 Tokyo Olimpiyatları’nın ertelenmesi gerçekten çok büyük bir talihsizlik. Çünkü 2020’ye herkes iyi bir şekilde hazırlanıyordu. Çok iyi bir hazırlık dönemi geçirmiştik. Hedefimizi de her zaman 2020 olarak belirlemiştik. Ona göre planlarımızı, programlarımızı ve antrenmanlarımızı yapmıştık. Ama böyle bir talihsizlik yaşandı ve pandemiden dolayı 2021’e uzadı.” şeklinde görüş belirtti.

Yasemin, adductor kas grubunda yırtığı olduğunu ve olimpiyatların ertelenmesinin kendisi için iyi yönünün de olduğunu sözlerine ekledi.

Piolet hareketini öğrenmek için kursa gitti, 4 ay sonra Türkiye ikincisi oldu

Yasemin Adar, spora lise döneminde beden öğretmeni tarafından başlatıldığını, ardından bir çok branş yaptığını belirtti.

Beden eğitimi ve spor yüksekokuluna gitmek için piolet hareketi öğrenmesi gerektiğini söyleyen milli güreşçi, “Bu hareketi öğrenmek için güreş salonuna gittim. Oradaki antrenör bana çok yetenekli olduğumu söyledi. Mutlaka güreş yapmalısın yaparsın başarılı olacaksın demişti. Ben şu piolet hareketini öğreneyim inşallah gelirim hocam dedim. Benim amacım sadece mülakatta yapılması gereken piolet hareketini öğrenmekti. Sonra güreşi yavaş yavaş öğrenmeye başladım. Amacım sadece piolet öğrenmekti ama baktım sevmeye başladım güreşi, antrenörlerim de çok iyilerdi. Sonra müsabaka var katılmak ister misin dediler. Tamam olur benim için sıkıntı olmaz dedim ve müsabakaya katıldım. Hiçbir hareket bilmiyordum. Ayakta dursan yeter Yasemin, sen yaparsın Yasemin sen zaten yenersin falan diyorlardı. Beni bu şekilde motive ediyorlardı. Arkasından Türkiye ikincisi oldum ve milli takım kamplarına çağrılmaya başladım.” şeklinde konuştu.

Milli takımdaki atmosferden çok etkilendiği aktaran Yasemin, “O zaman da başarılı birkaç başarılı sporcu vardı. Ama bu kadar başarı yoktu. Ben de dedimki onlar gibi başarılı olmak istiyorum. Çalışmaya başladım, bireysel olarak çok çalıştım. Herkes minderden ayrılırdı ben kalıp hayali güreş yapardım. Gölge güreşi diyoruz. Karşında rakip varmış gibi güreşme antrenmanları gibi. Herkes 5 tane halat çekiyorsa ben 10 tane halat çekerdim. Sürekli üstüne koymaya başladım ve ilerleyen zamanlarda takıma girdim. İlk başlarda gittiğim bütün şampiyonalarda yenildim. Yavaş yavaş kendimi geliştirerek ve tecrübelendim. 2016 benim için dönüm noktası oldu. 2016 yılından itibaren başarı kazanmaya başladım. 2020’ye doğru başarılı bir şekilde madalyaları alarak devam ediyorum.” şeklinde konuştu.

Geçmişte kadın güreşinin toplum tarafından çok bilinmediğine dikkatİ çeken milli güreşçi, bunun sebebinin başarısızlıktan kaynaklandığını dile getirdi.

Kendi etrafında da kimsenin kadın güreşini bilmediği aktaran Yasemin, şunları söyledi:

“Güreş her zaman erkek egemen bir spor olarak görülüyor. Bana kadından güreşçi olmaz, sen güreşçi değilsin yapamazsın diyorlardı. Hani size yasak değil mi gibi muhabbette oluyordu açıkçası. Toplumumuzda zihin olarak tamamen güreşi erkek sporu olarak görüyorlardı. Ben de evet kadından güreşçi olur ben güreşçiyim diyordum. Biz bilmiyoruz, tanımıyoruz, görmüyoruz şeklinde konuşuyorlardı. Zamanla bunu duya duya alıştım. Ben başarılı olursam toplumumuz kadın güreşini benimseyecek ve onlara kadın güreşini ispatlayacağım diye içimden hep konuşuyordum. Nitekim öyle oldu. Ben bir süre sonra başarı yakaladım. Başarıyı yakalayınca toplumumuz bilmeye başladı. Sosyal medyadan olsun işte beni gördüklerinde ‘Yasemin Acar biliyorum sen o güreşçi kızsın, sen çok başarılısın, helal olsun sana’ demeye başladılar.”

Yasemin Adar, kadın güreşinde çağ atlattıklarını ve bunu takım arkadaşlarıyla beraber başardıklarını anlattı.

Genç güreşçiler için rol modeli olmasını yorumlayan 28 yaşındaki sporcu, “Rol model olabilmek çok zor. Benim sayemde bir çok illerde kadın güreş takımları kurulmaya başlandı. Eskiden güreşçi olmak isteyen kızlarımız olmuyordu maalesef. Ama şu anda altyapılarımız inanılmaz derecede dolu dolu geliyor.” ifadelerini kullandı.

“İkinci olduğumda o bayrağı dalgalandıramadım diye ağlıyorum.”

016’ya kadar madalya kazanamadığını hatırlatan Yasemin, o süreçte hep 5. olduğunu belirtti.

İlk kez yarı finale çıktığı 2016 Avrupa Şampiyona’sında şampiyon olacağını hissettiğini belirten milli güreşçi, sözlerini şöyle tamamladı:

“İlk yarı finali aldığım zaman dedim ki hocam ben şampiyonum. Hocam dediki kızım daha dur finale çıkacaksın. Yok hocam ben şampiyonum ben artık aştım o durumu ben finali görüyorsam kesin şampiyonum dedim. O kadar emin konuşma rakibin zorlu olacak dediler. Yok hocam ben kendime o kadar inanıyorumki ben bu anı yaşayacağım dedim. Dediğim gibi de oldu. 2016’nın Avrupa Şampiyonası final maçında Rus rakibime 7-0’lık üstünlük ağladım ve arkasından zafer koşusu yapmak her sporcuya nasip olmaz. Üçüncü veya ikinci olduğunuzda o zafer koşusunu yapamıyorsunuz. Bayrağı veriyorlar ve minderde tur atıyoruz. O an bulutların üstünde süzülüyorum böyle sanki havadaymışım hissi geliyor. Onun verdiği mutluluğu, hazzı daha hiç biryerde tatmadım. Bayrağımı alıp zafer koşusu yapıyorum arkasından kürsüye geçiyorum ve İstiklal Marşı söylüyorum ve ben her zaman ağlıyordum. Şampiyon oluyorum ağlıyorum yani yaşlar gözlerden istemsizce dökülüyor. İnanılmaz duygu dolu. Çünkü bayrağımız için verilen mücadeleyi biliyorum. Ne kadar zorluklar yaşadığımızı biliyorum. Hala daha zorluklar yaşıyoruz çünkü terör maalesef ülkemizde bitmedi. Bayrağımız göndere çekmek gerçekten çok güzel. Onun birincilik kürsüsünde dalgalandığını görmek çok mutlu olduğum yer. İkinci olduğumda da o bayrağı dalgalandıramadım diye ağlıyorum.”

YORUMLAR

YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

İSTANBUL, 2020 FORMULA 1 TAKVİMİNE GİRDİ

İstanbul, 2020 Formula 1 Dünya Şampiyonası’nın 14. ayağına ev sahipliği yapacak.

Son olarak 2011’de F1 yarışının düzenlendiği İstanbul Park pisti, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sebebiyle revize edilen 2020 takvimine alındı.

Organizasyonun internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, şampiyonanın bu sezonki 14. mücadelesi, 15 Kasım’da Tuzla ilçesinde bulunan 5,3 kilometrelik pistte düzenlenecek.

Ayrıca sezonun 15 ve 16. yarışları Bahreyn (29 Kasım ve 6 Aralık), 17. ve son yarışı da Birleşik Arap Emirlikleri’nde (13 Aralık) yapılacak.

İstanbul, 2005’ten 2011’e kadar 7 yıl boyunca F1 takviminde yer almıştı.

Continue Reading

SPOR

Obradovic’in Fenerbahçe kariyeri başarılarla dolu

Fenerbahçe Basketbol takımıyla yollarını ayıran Sırp Başantrenör Zeljko Obradovic, 7 yıllık Fenerbahçe kariyerinde 1’i Avrupa şampiyonluğu olmak üzere 11 kupa kazandı.

Fenerbahçe Basketbol takımının müzesindeki 24 kupadan 11’ini 7 yılda kazanan Sırp Başantrenör Zeljko Obradovic, kulüp tarihinde büyük bir iz bıraktı.

Sarı-lacivertli camiayla 2013 yılında tanışan ve elde ettiği başarılarla taraftarın gönlünde taht kuran 60 yaşındaki başantrenörün, sözleşmesini uzatmama kararı şok etkisi oluşturdu.

1 yıl takım çalıştırmamaya karar verdi

Geçen hafta İstanbul’a gelerek yönetimle yeni sözleşme görüşmeleri yapan Obradovic, ailesinin de isteğiyle 1 yıl takım çalıştırmama kararı aldı.

Fenerbahçe’nin başında 507 maça çıkan Sırp çalıştırıcı, sarı-lacivertli takımla 7 yılda 11 kupa kazandı.

Basketbolda Avrupa’nın bir numaralı kupasını Türkiye’ye getirme başarısı gösteren ilk ve tek başantrenör olan Obradovic, sarı-lacivertlilerle bu alanda önemli rekorlar kırmayı da başardı.

Müzedeki 24 kupanın 11’inde imzası var

Zeljko Obradovic, sarı-lacivertli taraftarlara 11 kez kupa sevinci yaşattı.

Deneyimli çalıştırıcı, Fenerbahçe’nin başında 1 THY Avrupa Ligi, 4 Türkiye Ligi, 3 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 3 de Türkiye Kupası zaferi yaşadı.

Sırp başantrenörden önce tarihinde 13 kupası bulunan sarı-lacivertliler, 7 yılda Obradovic’le 11 kupayı müzesine götürdü.

Fenerbahçe’nin başında 382 galibiyet

Zeljko Obradovic, sarı-lacivertlilerle çıktığı 507 resmi karşılaşmada 382 galibiyet elde etti.

Obradovic, tarihi başarılar kazandırdığı takımıyla Basketbol Süper Ligi’nde 262, THY Avrupa Ligi’nde 217, Türkiye Kupası’nda 22, Cumhurbaşkanlığı Kupası’nda ise 6 olmak üzere toplam 507 karşılaşmaya çıktı.

Fenerbahçe, bu karşılaşmalarda 382 kez sahadan galibiyetle ayrılmayı başardı.

Obradovic’in Fenerbahçe karnesi şöyle:

 Organizasyon Maç sayısı Galibiyet Yenilgi
 Basketbol Süper Ligi 262 213 49
 THY Avrupa Ligi 217 148 69
 Türkiye Kupası 22 18 4
 Cumhurbaşkanlığı Kupası 6 3 3
 Toplam 507 382 125

Not: 2013-2014 sezonunda Galatasaray, ligdeki final serisinin son maçına çıkmadığı için bu karşılaşma istatistiklere dahil edilmemiştir.

Yüzde 75,3 kazanma oranı

Obradovic, Fenerbahçe’nin başında çıktığı maçlarda önemli bir galibiyet yüzdesi elde etti.

Tecrübeli başantrenör, 7. sezonunu geçirdiği sarı-lacivertlilerle 507 maçta 382 galibiyet aldı ve yüzde 75,3 kazanma oranı yakaladı.

Obradovic ile Avrupa’da Fenerbahçe rüzgarı

Zeljko Obradovic, Fenerbahçe’de görev yaptığı 7 sezonda sarı-lacivertlileri Avrupa’nın önemli takımları arasına soktu.

Fenerbahçe’nin Avrupa basketbolundaki yükselişi 2013 yılında başantrenörlüğe Zeljko Obradovic’in gelmesiyle başladı.

Avrupa Ligi’ni biri Fenerbahçe’yle olmak üzere 9 defayla en fazla kazanan başantrenör olan Obradovic, sarı-lacivertliler yönetiminde tamamladığı 6 sezonun 5’inde, Avrupa basketbolunun kulüpler bazındaki en önemli organizasyonunda son 4’e kalma başarısı gösterdi.

Sarı-lacivertliler, Obradovic yönetiminde sadece ilk sezonunda Top 16 turunda elenmişti. Daha sonra tecrübeli başantrenörün liderliğinde sarı-lacivertli ekip, Dörtlü Final’in vazgeçilmez takımı oldu.

Fenerbahçe’yi zirveye 2017’de çıkardı

Obradovic, Fenerbahçe’yi 2017 yılında Avrupa’nın zirvesine çıkardı.

Deneyimli çalıştırıcı, sarı-lacivertlilerle 2016-2017 sezonunda büyük bir başarıya imza attı.

Avrupa Ligi’nin İstanbul’da düzenlenen Dörtlü Final’inde önce Real Madrid’i eleyen Obradovic’in öğrencileri, finalde de Olympiakos’u 80-64 yenerek kulüpler bazında Türk basketbol tarihinin en büyük başarısını elde etti.

Dörtlü Final’in vazgeçilmez ismi Obradovic

Kariyerinde Avrupa Ligi’nde 24 sezon mücadele eden Obradovic, 18 kez Dörtlü Final’e kalmayı başardı.

Obradovic, Fenerbahçe ile üst üste 5 kez Dörtlü Final’e kalarak kariyerinde de bir ilke imza attı.

Deneyimli başantrenör, Fenerbahçe dışında Panathinaikos’u 8, Real Madrid’i 2, Partizan, Benetton ve Joventut Badalona’yı ise birer kez Dörtlü Final’e götürdü.

Obradovic, boy gösterdiği 18 Dörtlü Final’de 9 şampiyonluğun yanı sıra üçer kez ikincilik, üçüncülük ve dördüncülük yaşadı.

Fenerbahçe’de galibiyet rekoru

Zeljko Obradovic, Fenerbahçe ile 2018-2019 sezonunda galibiyet rekoru kırarak Dörtlü Final’e gitmişti.

Söz konusu sezonda normal sezonu lider bitiren Obradovic yönetimindeki Fenerbahçe, yeni formatta oynanan Avrupa Ligi’nde zirvede yer alan ilk Türk takımı olmuştu.

Sarı-lacivertliler, toplam 28 galibiyet aldığı sezonda, Dörtlü Final’e en fazla maç kazanarak giden ekip olma unvanını elde etmişti.

Bütün takımlarıyla Avrupa kupası kazandı

Zeljko Obradovic, kariyerinde çalıştırdığı 6 kulüp takımıyla da Avrupa kupası kazanma sevinci yaşadı.

Partizan, Joventut Badalona, Real Madrid, Panathinaikos ve Fenerbahçe’yle Avrupa Ligi şampiyonluğu elde eden Obradovic, 1998-1999 sezonunda ise Benetton’un başında o dönemin en önemli kupalarından biri olan Saporta Kupası’nı elde etti.

Obradovic, Saporta Kupası’nı 1996-1997 sezonunda da Real Madrid’in başında kazandı.

18 Dörtlü Final’in 12’sinde finale çıktı

Kariyerinde 18 kez Dörtlü Final heyecanı yaşayan Obradovic, 12 kez takımlarını finale çıkardı.

Obradovic, bu finallerin ise sadece 3’ünü kaybetti. Sırp başantrenör 2001 yılında Panathinaikos, 2016 ve 2018 senelerinde de Fenerbahçe’yle final kaybetmenin üzüntüsünü yaşadı.

Continue Reading

SPOR

2021 Şampiyonlar Ligi finali İstanbul’da oynanacak

UEFA, seyircisiz oynanacak olan 2020 Şampiyonlar Ligi finalini Türkiye’den alıp Portekiz’e; 2021 yılında, seyircili oynanacak olan Şampiyonlar Ligi finalini ise Rusya’dan alıp Türkiye’ye verdi.

UEFA Yönetim Kurulunun video konferans yoluyla yapılan ve iki gün sürecek toplantısının ilk gününde UEFA Şampiyonlar Ligi, UEFA Avrupa Ligi ve 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası’na (EURO 2020) ilişkin konular değerlendirildi.

Toplantıda, İstanbul’un ev sahibi olduğu 2019-2020 UEFA Şampiyonlar Ligi Finali’nin tarihi, formatı ve lokasyonu hakkında nihai karar verildi.

Yönetim kurulu toplantısının ardından düzenlenen çevrim içi basın toplantısında, Şampiyonlar Ligi’nde bu sezon çeyrek final, yarı final ve final maçlarının Portekiz’in başkenti Lizbon’da oynanacağı açıklandı.

8’li final formatında düzenlenecek UEFA Şampiyonlar Ligi, 12-23 Ağustos tarihlerinde yapılacak.

12 gün sürecek ve tek maçlı eleminasyon sisteminin uygulanacağı turnuvada, 12-15 Ağustos tarihlerinde çeyrek final, 18-19 Ağustos’ta yarı final ve 23 Ağustos’ta da final maçı oynanacak.

Başkent Lizbon’da maçlara ev sahipliği yapacak iki stat bulunuyor. “Devler Ligi” karşılaşmaları, Benfica’nın 65 bin kişilik Luz Stadı ile Sporting Lizbon’un 50 bin kişilik Jose Alvalade Stadı’nda yapılacak.

PORTEKİZ’DEKİ SON DURUM

Portekiz hükümeti dün yaptığı açıklamada, Kovid-19 nedeniyle son 24 saatte 2 kişinin hayatını kaybettiğini ve salgından ölenlerin toplam sayısının 1522’ye çıktığını bildirdi.

Son 24 saatte 300 yeni vakanın tespit edildiği ülkede, Kovid-19 bulaşanların toplam sayısının 37 bin 336’ya çıktığı kaydedildi.

Portekiz’de son haftalarda yeni vakaların yüzde 90’ından fazlası, başkent Lizbon ve çevresinde çıkıyor.

İSTANBUL, GELECEK SEZONKİ ŞAMPİYONLAR LİGİ FİNALİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK

UEFA Şampiyonlar Ligi’nde 2020-2021 sezonu finalinin İstanbul’un ev sahipliğinde oynanacağı açıklandı.

UEFA Yönetim Kurulunun video konferans yoluyla yapılan ve iki gün sürecek toplantısının ilk gününde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle ertelenen UEFA Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi sezonu ile 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası’na (EURO 2020) ilişkin kararlar alındı.

Yönetim kurulu toplantısının ardından çevrim içi düzenlenen basın toplantısında açıklamada bulunan UEFA Müsabakalar Direktörü Giorgio Marchetti, 2020-2021 sezonu Şampiyonlar Ligi finalinin İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı’nın ev sahipliğinde oynanacağını duyurdu.

Marchetti, yerleri önceden belirlenen finallerin, birer yıl ertelemeli gerçekleştirileceğini belirtti.

Buna göre İstanbul’un ardından 2022’de Rusya’nın Saint Petersburg, 2023’te Almanya’nın Münih ve 2024’te İngiltere’nin Londra şehirleri, Şampiyonlar Ligi finallerine ev sahipliği yapacak.

BAKAN KASAPOĞLU: “ALINAN KARAR BİZLERİ FAZLASIYLA MEMNUN ETMİŞTİR”

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, bugün gerçekleştirilen UEFA Yönetim Kurulu toplantısı sonrasında İstanbul’daki Şampiyonlar Ligi finalinin bu sezon yerine, 2020-2021 sezonunda seyircili oynanacak olmasını memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.

Atatürk Olimpiyat Stadı’ndaki UEFA’nın aldığı kararları değerlendirmek için düzenlenen basın toplantısında, Bakan Kasapoğlu’nun yanı sıra, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Nihat Özdemir ve TFF 1. Başkan Vekili Servet Yardımcı ve TFF Tesislerden ve Yatırımlardan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Nuri Akın yer aldı. Basın toplantısının başında Atatürk Olimpiyat Stadı’nda Şampiyonlar Ligi müziği çalındı.

Bakan Kasapoğlu, önemli bir gelişmeyi paylaşmak için bir araya geldiklerini belirterek, şöyle konuştu:

“Türkiye olarak her alanda, sporun tüm branşlarında her türlü tesise ve imkana sahibiz. Gerek iklim özelliklerimiz, gerek coğrafi koşullarımız, gerekse tarihi-kültürel birikimimiz ve tecrübemizle bugüne kadar en prestijli spor organizasyonlarına ev sahipliği yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Dünyanın pek çok ülkesinden gelen sporseverlere unutamayacakları hatıralar yaşattık. UEFA Süper Finali heyecanını geçtiğimiz yıl, en güzel şekilde gerçekleştirmek… Dünyanın pek çok ülkesinden gelen sporsevere ev sahipliği yapmak 2009’daki UEFA ve 2005’teki Şampiyonlar Ligi finali iz bırakan organizasyonlar. Tüm şehirlerimiz, ülkemizin dört bir yanı ilçelere kadar çok ciddi spor tesislerine sahip. 18 yılda Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde gerçekleştirilen spor devrimi bu işin temeli. İstanbul’umuzun bu anlamda hem sembol şehir olması, müthiş potansiyeli bizler için her zaman çok kritik öneme sahip. Salgın nedeniyle spor organizasyonları ya iptal edildi ya ertelendi. Bunlardan biri de Şampiyonlar Ligi finaliydi. Mayıs ayında gerçekleşecek final bu süreçte ertelendi. Ülkemizin bu anlamda ev sahipliği konusunu UEFA masaya yatırdı. Biz İstanbul’umuzun gerek tarihi, gerek kültürel mirasını, bununla birlikte Şampiyonlar Ligi finalinin şölene dönüşmesi adına, seyircisiz oynanmasına gönlümüz razı olmadı. Bu çerçevede federasyonumuza ve Servet Bey’e teşekkür ediyorum. UEFA’nın aldığı karar bizleri memnun etmiştir. Başta UEFA Başkanı Sayın Ceferin olmak üzere yönetimine teşekkür ediyorum. Kimsenin önümüzdeki yıl en güzel şekilde, ülkemizin şanına yakışacak ev sahipliğinde bu organizasyonu düzenleyeceğimizden şüphesi olmasın. İstanbul’umuz yurt dışından gelen misafirlere eşsiz tecrübeler yaşatarak, çok güzel bir Şampiyonlar Ligi finaline ev sahipliği yapacaktır.”

“Gerek turizmcilerimiz, gerek sporseverlerimiz içlerini rahat tutsunlar. Bu stadı adeta yeniden inşa etmek, bu stadın gereksinimlerini, uluslararası kriterler doğrultsunda bu noktaya getirmek önemli başarı.” diyen Kasapoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Spor ülkesi olma yolunda ciddi bir aşama katettik. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın sporcuya verdiği önem bizler için çok önemli, engin vizyonu ilham kaynağı. Her branşı önemsediğimiz gibi futbolda da önemli hedefleri gerçekleştirme gayretindeyiz. Geçtiğimiz günlerde çok ciddi bir spor çalıştayını gerçekleştirdik. Her alanda var olan birikimi değerlendirme, geleceğe dair potansiyeli ortaya koyma adına, bugüne kadarki tesisleri ve inşa edeceğimiz yatırımları daha verimli kullanmak, ülkemizin müthiş genç potansiyeline sahip olması hasebiyle çabamız devam edecek. 2019’u hep birlikte yaşadık, pek çok branştaki başarı, A Milli Takım’ın ortaya koyduğu performans… İnşallah öncü müjdeleri daha büyük başarlılarla taçlandıracağız. 2021 yılı bizler için başarı adına önemli bir milat olacak. Gerek olimpiyatlar, gerek futbol şampiyonası, gerekse de ev sahipliklerini yapacağımız İslam ve göçebe oyunlarına kaldığımız yerden devam ederek gerçekleştireceğiz. İstanbul’umuz göz bebeğimiz, İstanbul’umuza bakanlık olarak gerçekleştirdiğimiz tesisleri, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın belediye başkanı iken başlattığı devrimi belde belde ilçe ilçe sürdüreceğiz. Spor endüstrisine meydan okuyan tesisleşmemizle sporu tabana yayan çalışmalarımız devam edecek.”

NİHAT ÖZDEMİR: “TÜRK FUTBOLUNUN YARARINA BİR KARAR ALDIKLARI İÇİN UEFA BAŞKANI CEFERİN’E TEŞEKKÜR EDİYORUZ”

TFF Başkanı Nihat Özdemir de Şampiyonlar Ligi finalinin gelecek yıl İstanbul’da seyircili oynanacak olmasından dolayı mutlu olduğunu dile getirerek, şu görüşleri paylaştı:

“Dünyanın incisi İstanbul’un en değerli futbol mabedlerinden olan Atatürk Olimpiyat Stadı’na hepiniz hoş geldiniz. Futbolun paydaşları ile temasta olup, hem Avrupa hem de Türk futbolunun yararına bir karar aldıkları için, UEFA Başkanı Sayın Aleksander Ceferin ve yönetim kurulu üyelerine TFF adına teşekkür ediyoruz. Bildiğiniz gibi, 2005 yılında rüya gibi bir finale ev sahipliği yapan Olimpiyat Stadı’mız, UEFA’nın kararı ile 2021 yılında inşallah seyircili olarak Şampiyonlar Ligi finaline bu stadımız ev sahipliği yapacak. Öncelikle, bu anlamlı günde bize destek vermeleri ve bu toplantıya katılımları nedeniyle, yıllardır sporun içinde olan, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile birlikte, Türk sporuna çok değerli katkılarda bulunan sayın bakanımıza, futbol ailesi adına şükranlarımızı sunuyorum.”

Atatürk Olimpiyat Stadı’nın Şampiyonlar Ligi tarihinin en unutulmaz anılarına ev sahipliği yaptığının altını çizen Özdemir, “Bundan 15 sene önce, stattaki 70 bin taraftar, televizyon başında ise 3 milyardan fazla insan, Liverpool ve Milan arasındaki Şampiyonlar Ligi finalinin heyecanını ve coşkusunu yaşadı. Türkiye olarak, böylesine büyük bir organizasyonu başarıyla gerçekleştirmenin ve İstanbul’a gelen misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlamanın onurunu ve gururunu yaşadık. İstanbul’umuz, 2009 yılındaki son UEFA Kupası finali, 2013’teki 20 Yaş Altı Dünya Kupası ve bu sezon başında da dünyanın hayran kaldığı Süper Kupa’yla UEFA’nın göz bebeği oldu. Eğer pandemi salgını olmasaydı, 30 Mayıs akşamı, 2020 Şampiyonlar Ligi finalinin coşkusunu hep birlikte yaşayacaktık. Ancak bütün dünyayı etkisi altına alan salgın, planlarımızı yeniden gözden geçirmemizi gerektirdi. Futbola 3 ay ara verilmesi sonrasında UEFA ile görüşerek bu seneki hakkımızdan feragat edip, finali, 2021 yılında İstanbul’da seyircili oynamak için talepte bulunduk. Federasyonumuzun 1. başkan vekili ve UEFA yönetim kurulu üyesi Sayın Servet Yardımcı’nın çabalarıyla, UEFA bugün yaptığı yönetim kurulu toplantısıyla bu talebimizi olumlu değerlendirdi. Bugün açıklandığı gibi İstanbul’da, seyircisiz 2020 finali değil, seyircili 2021 finali oynanacak. Sürecin başından bu yana UEFA ile temaslarını sürdüren ve çalışmalarımızın karşılığını almamızda büyük emeği olan, Sayın Servet Yardımcı’ya teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

“BU GÜZEL STATTA SEYİRCİSİZ FİNAL OYNANMASINA VİCDANIMIZ ELVERMEDİ”

“Özellikle son yatırımlarımızdan sonra, bu güzel statta seyircisiz final oynanmasına vicdanımız elvermedi.” sözlerini kullanan Özdemir, şöyle devam etti:

“Ülkemizin menfaatlerini de gözeterek çok isabetli bir tercihte bulunduğumuzu söylemek istiyorum. Finaller şehri olan İstanbul’umuz, diliyoruz ki turizm patlamasına yol açacak 2021 yazında, bu görkemli organizasyona ev sahipliği yapacak. Böyle güzel bir stadyumda, seyircisiz oynamaktansa, 100 bin turistin geldiği, çok önemli bir gelir bıraktığı, ölçülemeyecek değerde tanıtım imkanı oluşturacağı şekilde düzenleme fikrinin, son derece doğru ve yerinde olduğu kanaatindeyiz. Bu final için çok emek verdik. Stadı adeta yeni baştan yaptık. Bütün alanları yenilendi, UEFA standartlarında tribün kapasitesi 76 bine yükseldi. Finale hazırlanırken, çok değerli ortaklarımız oldu. Bunlardan bir tanesi Rönesans Holding. Stadyumda harika iş çıkardılar ve burayı revize ettiler. Hem Türk sporuna kattıkları heyecan hem de pandemi sürecinde fedakarlık örneği sunarak buradaki onarımı bitirdikleri için kendilerine çok teşekkür ediyorum. Stadımızın revize edilmesinde büyük çaba harcayan yönetim kurulu üyemiz Nuri Akın’a da ayrıca teşekkür ediyorum.”

Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde, pandemi ile mücadelede en ön safta yer aldığını vurgulayan Nihat Özdemir, “Türkiye, Cumhurbaşkanı’mızın rehberliğinde, Sağlık Bakanlığımızın destekleriyle, bütün dünyaya örnek oldu. Organizasyon gücümüzle her daim Avrupalı dostlarımızın övgülerini alıyoruz. Bu konuda, özellikle Sayın Cumhurbaşkanı’mızın vizyonu, futbola olan sevgisi ve desteği, bizleri her zaman daha güçlü kılıyor. Spor yatırımları, dünyanın gıpta ile baktığı stadyumlar, gençlik politikalarımız, daha güçlü bir Türkiye için çok değerli. Sayın Cumhurbaşkanı’mıza bu vesileyle bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Kendisinin destekleriyle, inşallah dünyanın alkışlayacağı bir Şampiyonlar Ligi finaline daha 2021 yılında ev sahipliği yapacağız. UEFA’nın aldığı bu kararın ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, şimdiden tüm paydaşlara ve takımlara başarılar temenni ediyorum. Herkesi, 2021 yazında, dünyanın incisi, finaller şehri İstanbul’a davet ediyor, saygılarımı sunuyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

SERVET YARDIMCI: “MÜJDELİ KARARIN ÇIKMASINDAN ÇOK MUTLUYUZ”

TFF 1. Başkan Vekili Servet Yardımcı da bu kararın çıkması için son 3 ayda çok yoğun bir çaba sarfettiklerini belirterek, şunları kaydetti:

“TFF olarak her zaman söyledik, devamlı vurguladık, pandemi sürecinde yaşanan zorluklardan dolayı İstanbul ve ülkemiz hiçbir zaman mağdur olmayacak. Şampiyonlar Ligi finalinin İstanbul’da seyircisiz oynanması taraftarı değildik. Son 3 aydır UEFA ile olan görüşmelerimizde yoğun bir şekilde bu finali seyircili olarak oynamak istediğimizi söyledik. Önümüzde bir engel vardı, çünkü gelecek 3 yılki ev sahipleri açıklanmıştı. Üç opsiyonumuz vardı bu sene seyircisiz, 2021 en erken seyircili ya da 2024 seyircili. Sağ olsun Sayın Ceferin yoğun bir çalışma temposu ile Saint Petersburg, Münih ve Wembley’i birer yıl öteleyerek İstanbul’a finali seyircili olarak vermeyi başardı. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız ve Spor Bakanımız bu süreci yakından takip ettiler, desteklerini esirgemediler, Seyirci çok önemli, 15 yıl önce İstanbul’da oynanan final hala konuşuluyor, diğer finalleri belki hatırlamıyoruz ama Liverpool ile Milan maçı hala insanların zihninde ve muhteşem bir final olarak tarihe geçmiştir. İstanbul’un finali seyircisiz oynama durumu ortaya çıktığı zaman yurt dışındaki dostlarım çok üzülmüştü. İstanbul’a gelmek için insanlar can atıyor. İstanbul dünyanın en güzel şehirlerinden biri. Seyircisiz atmosfer olmadan oynanmasına bizim gönlümüz razı olmadı. Seyirci olmadan maç da olmuyor. Ligleri izliyoruz. Dolayısıyla böyle bir hayırlı, müjdeli kararın çıkmasından çok mutluyuz. Ülkemize, şehrimize hayırlı olsun.”

Continue Reading
Advertisement

GÜNDEM