Connect with us

TÜRKİYE

“AKINCI” belgeseli izleyiciyle buluştu!

Türkiye’nin taarruz sınıftaki ilk insansız hava aracı olan ve Baykar tarafından geliştirilen Bayraktar AKINCI’nın geliştirme aşamaları AKINCI adı verilen belgeselle ilk kez gözler önüne serildi. Baykar Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar, belgeselin yayımlandığını sosyal medya hesabından duyurdu.

Bayraktar AKINCI TİHA’nın kritik üretim safhaları ve geliştirme çalışmalarının anlatıldığı belgesel, Ramazan Bayramı’nın ilk günü saat 20.23’te Baykar’a ait “Baykar Tecnologies” adlı YouTube kanalında ilk kez izleyiciler ile buluştu.

Yönetmenliğini Altuğ Gültan ve Burak Aksoy’un yaptığı belgesel için İstanbul’da bulunan Baykar Milli S/İHA Ar-Ge ve Üretim Tesisleri ile Bayraktar AKINCI TİHA’nın test faaliyetlerinin yürütüldüğü Çorlu Hava Meydan Komutanlığı’nda aylarca süren çekimler yapıldı. Şubat 2019’da başlayan belgesel projesi yaklaşık 15 ayda tamamlandı.

Belgesel, Bayraktar AKINCI’nın ilk uçuşunu gerçekleştirdiği 6 Aralık 2019’a kadar olan zorlu ve yoğun çalışma döneminin yaşandığı son 6 aylık süreci mercek altına alıyor.

Belgeselde Baykar Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar ve mühendislik birimlerinin liderleri, kendileriyle gerçekleştirilen röportajlarda yapılan çalışmaları anlatıyor. Belgeselle Türkiye’de ilk kez yüksek teknolojiye sahip bir hava aracının geliştirilme süreci ele alınıyor.
Bayraktar AKINCI’nın ilk prototipi olan PT-1 ikinci uçuşunu 10 Ocak 2020’de Sistem Doğrulama Testi kapsamında gerçekleştirdi. Entegrasyonu tamamlanan ve PT-2 olarak adlandırılan ikinci Bayraktar AKINCI da test faaliyetlerinin sürdüğü Çorlu Hava Meydan Komutanlığı’na gönderildi. Bayraktar AKINCI TİHA’nın hava ve yer testleri bundan sonra iki prototiple yürütülecek.

TÜRKİYE DÜNYADAKİ 3 ÜLKEDEN BİRİ OLACAK

Baykar’ın insansız hava aracı geliştirmedeki tecrübe ve teknolojisiyle geliştirilen Bayraktar AKINCI TİHA, Türkiye’yi dünyada bu sınıfta insansız hava aracı geliştiren ilk 3 ülkeden biri yapacak.

24 saat havada kalabilen ve 40 bin feet servis tavanına sahip olan Bayraktar AKINCI, 400 kilogram dahili ve 950 kilogram harici olmak üzere toplam 1350 kilogram faydalı yük taşıma kapasitesiyle ön plana çıkıyor. 5 bin 500 kilogram kalkış ağırlığı bulunan Bayraktar AKINCI TİHA, 2 adet 450 HP gücünde turboprop motorla gökyüzüne yükseliyor.

Bayraktar AKINCI TİHA aynı zamanda 2×750 HP ve TEI tarafından yerli imkanlarla geliştirilen 2×240 HP güç üreten motorlar için farklı konfigürasyonlarla da uçabilecek şekilde tasarlandı.

YAPAY ZEKA İLE UÇACAK

Kendine özgü bükümlü kanat yapısıyla 20 metre kanat açıklığına sahip olan hava aracı platformu tam otomatik uçuş kontrol ve 3 yedekli oto pilot sistemi sayesinde yüksek uçuş güvenliği de sağlayacak. Faydalı yük kapasitesi sayesinde taşıyacağı milli mühimmatlarla görev icra edebilecek olan Bayraktar AKINCI, SOM seyir füzesi gibi stratejik hedefler için geliştirilen milli mühimmatları da atabilme yeteneğiyle büyük bir güç çarpanı olacak.

Burun kısmında bulunacak yerli üretim AESA radarı ile yüksek durumsal farkındalığa sahip olacak olan Bayraktar AKINCI, kanat altında taşıyacağı TÜBİTAK SAGE tarafından milli olarak geliştirilen Gökdoğan ve Bozdoğan hava-hava mühimmatları ile harekat icra edebilecek.

EO/IR kamera, AESA radarı, Görüş Hattı Ötesi (uydu) haberleşme ve elektronik destek sistemleri gibi kritik yükler taşıyacak olan hava aracı gelişmiş yapay zeka özelliklerine de sahip olacak. Bünyesinde bulunduracağı 6 adet yapay zeka bilgisayarı vasıtasıyla sensörlerden ve uçak üzerinde bulunan kameralardan aldığı verileri kaydederek bilgi toplayabilecek.

Hiçbir dış sensöre veya Küresel Konumlama Sistemine (GPS) ihtiyaç duymadan hava aracının yatış, dikilme ve yönelme açılarını tespit edebilecek olan bu yapay zeka sistemi, aynı zamanda coğrafi bilgileri kullanılarak çevresel farkındalık sağlayacak.

Gelişmiş yapay zeka sistemi elde ettiği verileri işleyerek karar verme özelliğine sahip olacak. İnsan gözüyle tespit edilemeyen kara hedeflerini tespit edebilecek olan bu yapay zeka sistemi Bayraktar AKINCI’nın daha etkin kullanımını sağlayacak.

Yerli olarak geliştirilen AESA radarla yüksek durumsal farkındalıkla görev icra edebilecek olan Bayraktar AKINCI TİHA, Sentetik Açıklıklı Radar ile elektro optik sistemlerin görüntü almakta zorlandığı kötü hava koşullarında dahi görüntü alarak kullanıcıya aktarabilecek.
Meteoroloji radarı ve çok amaçlı hava radarını bünyesinde barındıracak olan hava aracı platformu, bu kabiliyetleriyle sınıfında lider olacak.

YORUMLAR

YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

“BM’NİN, İNSAN ODAKLI BİR YAPIYA KAVUŞTURULMASI MECBURİYET ARZ ETMEKTEDİR”

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatının daha temsili, demokratik, hesap verebilir, etkin, şeffaf, adil ve insan odaklı bir yapıya kavuşturulması, Kovid-19 salgınının da teyit ettiği üzere, mecburiyet arz etmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “24 Ekim Birleşmiş Milletler Günü ve Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın kuruluşunun 75. yıl dönümü” dolayısıyla mesaj yayımladı.

Mesajında, Türkiye’nin kurucu üyeleri arasında yer aldığı BM Teşkilatı’nın kuruluşunun 75’inci yıl dönümünü tebrik eden Erdoğan, “Türkiye, kurallara dayalı küresel sistemin merkezinde bulunan BM’nin temsil ettiği değerlerin ve çok taraflılık ilkesinin güçlü bir destekçisi ve savunucusudur.” ifadelerini kullandı.

BM açısından tarihi bir önem taşıyan bu dönemde, eski AB Bakanı, Başmüzakereci ve İstanbul Milletvekili Büyükelçi Volkan Bozkır’ın BM Genel Kurul Başkanlığı görevini yürüttüğünü belirten Erdoğan, “BM üyesi 193 ülkenin eşit şekilde temsil edildiği ve uluslararası toplumun ortak iradesini ve vicdanını yansıtan BM Genel Kurulu’na ilk kez bir Türk vatandaşının başkanlık etmesi uluslararası toplumun ülkemize yönelik desteğinin ve itimadının bir tezahürüdür.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin BM’nin barışı koruma operasyonlarına Kore Savaşı’ndan bu yana personel katkısı sağladığını, BM bünyesinde Medeniyetler İttifakı ve Barış için Arabuluculuk gibi iki önemli girişimin liderliğini sürdürdüğünü aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

“BM siyasetimizin bir diğer boyutu ise 2030 Sürdürülebilir Kalkınma gündeminin hayata geçirilmesidir. Bu anlayışla En Az Gelişmiş Ülkelerin (EAGÜ) Dostları Grubu’nun eşbaşkanlığını yürütüyor, Yoksullukla Mücadele İttifakı’nda sorumluluk üstleniyor, EAGÜ Teknoloji Bankasına ev sahipliğini yapıyoruz. EAGÜ’nin, mültecilerin ve diğer savunmasız grupların Kovid-19 salgınıyla mücadelesine en büyük katkıyı sağlayan ülkelerden biriyiz. Mart ayından bu yana din, dil, ırk ayrımı gözetmeden, dünya genelinde 154 farklı ülkenin ve sekiz uluslararası kuruluşun destek çağrısına olumlu cevap verdik.”

Erdoğan, Türkiye’nin ayrıca, çevre sorunları, iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybıyla mücadelede öncü bir rol oynadığı, bu anlayışla BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin 16’ncı Taraflar Konferansı’na ev sahipliği yapacaklarını belirterek “Sera gazı emisyonlarında tarihi sorumluluğu yok denecek kadar az olan bir ülke olarak BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında hak ettiğimiz konuma ulaşma çabalarımızı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin güçlü ekonomik göstergelerinin neticesi olarak BM genel bütçesine en fazla katkı sağlayan 15 üye devlet arasında olduğuna da işaret eden Erdoğan, “BM’nin 25 farklı temsilcilik ve ofisi, beş ayrı ilimizde faaliyet göstermektedir. BM siyasetimizin önemli bir veçhesi kıtaların ve kültürlerin kavşak noktası olan İstanbul’u bir BM merkezi haline getirmektir. Bu hedef doğrultusunda çalışmalarımız devam etmektedir.” değerlendirmesini yaptı.

İnsani diplomasinin Türkiye’nin BM’de önem ve öncelik atfettiği konuların başında geldiğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“2016 yılında ilk Dünya İnsani Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Türkiye, insani yardımlarının milli gelirine oranı itibarıyla dünyanın en cömert ülkesidir. Sınırlarımız içinde geçici koruma sağladığımız dört milyona yakın insana ilaveten, kriz bölgelerinde hayatta kalma mücadelesi veren sivillere yönelik de insani yardım çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 

Öte yandan, BM teşkilatının daha temsili, demokratik, hesap verebilir, etkin, şeffaf, adil ve insan odaklı bir yapıya kavuşturulması, Kovid-19 salgınının da teyit ettiği üzere, mecburiyet arz etmektedir. Bu doğrultuda, başta Güvenlik Konseyi olmak üzere, BM sisteminin reformuna yönelik çabalara ‘Dünya beşten büyüktür’ şiarıyla katkıda bulunuyoruz. BM’nin uluslararası barış, istikrar, kalkınma ve adalete katkıda bulunmaya devam edeceği inancıyla 24 Ekim ‘Birleşmiş Milletler Günü’nü içten dileklerimle kutluyorum.”

Continue Reading

GÜNDEM

“SALGIN ANADOLU’DA İKİNCİ ZİRVE DÖNEMİNDE”

Türkiye Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Salgın Anadolu’da ikinci zirve dönemindedir. Riskli bir tırmanışla karşılaşıyoruz.” dedi.

Salgınla mücadelede Bursa ve çevre illerdeki durumla ilgili toplantılar yapmak üzere kente gelen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bursa Şehir Hastanesini ziyaret etti.

Burada bölge toplantısına katılan ve 5 ilin sağlık müdürleri ile saha koordinatörleriyle görüşen Koca, daha sonra basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Bursa, Balıkesir, Bilecik, Çanakkale ve Yalova olmak üzere 5 ilin sağlık müdürleri, başhekimleri ve sahada görev alan koordinatörleriyle bir araya geldiklerini söyledi.

Salgının herhangi bir şehirdeki tırmanışının ülkenin her yerini ilgilendirdiğini anlatan Koca, şöyle devam etti:

“Durum, bölgesel bir yayılımdan daha ciddidir. Gelinen noktada yeni bir değerlendirme yapmak gerekmektedir. Bu noktanın adını koymak ise uyarıcılığı bakımından yararlıdır. Bu sebeple, Bursa’da yaptığımız toplantısının muhatabı 5 ilimiz ve diğer illerimizdir. Sabahki konuşmamda belirttiğim gibi İstanbul buna dahildir. Salgın Anadolu’da ikinci zirve dönemindedir. Riskli bir tırmanışla karşılaşıyoruz. İlk zirveyi, bir diğer tabirle ilk piki büyük illerde 14 Nisan’da, ikinci zirve noktasını da eylülde yaşamıştık. Anadolu’da ise ilk zirve eylülde görülmüştü. İkinci zirveyi şimdi yaşıyoruz. Büyük illerimizde, her iki zirve noktasından sonra tedbirlere durumun gerektirdiği ciddiyetle sarılmış ve hızla sonuç almıştık. Ekimin ikinci haftasından itibaren salgın karşısında öncekilerden daha büyük bir sınavdayız.”

Bakan Koca, son birkaç günde riskin boyutunun arttığını vurguladı.

Mevcut koşullarda, sağlık ordusunun gücü, hastanelerin kapasitesi, hizmet için gerekli imkanlar, sahadaki ekipler, test sayıları, temaslı taraması, izolasyon ve hepsinden önemlisi devletin bu mücadeleye verdiği önemden yana kimsenin endişesinin olmaması gerektiğini kaydeden Koca, “İnanıyorum ki, yoktur. Virüsün bulaştığı kişilerin büyük kısmında belirti görülmemesi sevindiricidir. Fakat bu durum, işin ciddiyetini azaltmıyor. Çünkü salgın bize şunu öğretti; virüsün yayılması, sadece daha fazla sayıda insanın hasta olması, hayatını kaybetmesi değil, tüm hayatın sekteye uğramasıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

“YERLİ AŞIMIZ İÇİN 16 AŞI ÇALIŞMASI DEVAM EDİYOR”

Fahrettin Koca, Çin ve Almanya’da yürütülen Kovid-19 aşılarıyla ilgili soru üzerine de iki şirketin faz 3 aşı çalışmalarının sürdüğünü belirterek, kasım ayı sonunda konuyla ilgili bir bilgilendirme olacağını söyledi.

Aşıların bağışıklık durumunun seyrini görmeyi istediklerini dile getiren Koca, şunları aktardı:

“Biz özellikle faz 3 çalışmasına izin verirken, daha çok aşıların ülkeden ülkeye bölgesel farklılıklar gösterebileceğini, vatandaşımız üzerinde bu geliştirilen aşıların etkisini görerek, erken dönemde bir aksiyon alma hedefiyle izin vermiştik. Bu çerçevede sanırım kasım sonrası belli olmuş olur. Aralıkta beklentimiz, yapılan çalışmalar doğrultusunda bu bağışıklık düzeyinin geliştiğine kanaat getirirsek aralık ayında bu aşılardan birisini büyük ihtimalle, Türkiye’de yan etkisi az olan aşıyı uygulamayı düşünüyoruz ve bağlantılarımızı bu çerçevede yapıyoruz. Muhtemelen aralıkta 5 milyon gibi bir aşılamayı yapabiliriz. Eğer kasım sonunda bizim bu anlamda beklentimiz doğrultusunda sonuç alınabilirse, devamlı ocak ve şubat için de devam etmiş olur aynı şekilde. Bizim yerli aşımız için de bildiğiniz gibi 13’tü şu an 16 aşı çalışması devam ediyor.”

Bu aşı çalışmalarının sadece bir tip değil yan etkisi azaltılmış aşılar olmak üzere birden çok tipte olduğunu vurgulayan Koca, gelecek hafta sonunda inaktif bir aşının çalışmalarının biteceği bilgisini vererek, seçilmiş kişilere 5 günlük karantina uygulayarak aşılama yapılacağını belirtti.

Koca, “Aralık, ocak, şubat döneminde belki yurt dışından uygun gördüğümüz, güvenli bulduğumuz aşıyı vatandaşımız için uygulayabiliriz. Devamında kendi yerli aşımızın, hem de birden fazla aşımızın devreye girebileceğini şimdiden söylemek istiyorum.” ifadesini kullandı.

Continue Reading

GÜNDEM

TC MERKEZ BANKASI, POLİTİKA FAİZİNİ YÜZDE 10,25’TE SABİT TUTTU

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını (politika faizi) yüzde 10,25’te sabit bıraktı.
TCMB tarafından faiz oranlarına ilişkin yapılan duyuruda, Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal başkanlığında toplanan PPK’nın, politika faizinin yüzde 10,25 düzeyinde sabit tutulmasına ve para politikası operasyonel çerçevesinde değişikliğe giderek Geç Likidite Penceresi (GLP) işlemlerinde uygulanacak Merkez Bankası borç verme faiz oranı ile gecelik borç verme faiz oranı arasındaki farkın 300 baz puan olarak belirlenmesine karar verdiği bildirildi.
Duyuruda, küresel ekonomide, ülkelerin attığı normalleşme adımlarıyla üçüncü çeyrekte kısmi toparlanma sinyallerinin gözlenmekle beraber toparlanmaya ilişkin belirsizliklerin devam ettiği belirtildi.
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin genişleyici parasal ve mali duruşlarını sürdürdüğü aktarılan duyuruda, şunlar kaydedildi:
“Salgın hastalığın sermaye akımları, finansal koşullar, dış ticaret ve emtia fiyatları kanalıyla oluşturmakta olduğu küresel etkiler yakından takip edilmektedir. İktisadi faaliyetteki toparlanma devam etmektedir. Son dönemde atılan politika adımlarıyla birlikte ticari ve bireysel kredilerdeki normalleşme eğilimi belirginleşmiştir. Salgın tedbirleri kapsamında uygulanan destekleyici politikaların kademeli olarak geri alınmasıyla ithalatta öngörülen dengelenmenin başladığı görülmektedir. Mal ihracatındaki güçlü toparlanma, emtia fiyatlarının görece düşük seviyeleri ve reel kur düzeyi önümüzdeki dönemde cari işlemler dengesini destekleyecektir.”
“ENFLASYON ÖNGÖRÜLENDEN DAHA YÜKSEK BİR SEYİR İZLEDİ”
Duyuruda, güçlü kredi ivmesiyle ekonomide sağlanan hızlı toparlanma ve finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler neticesinde enflasyonun öngörülenden daha yüksek bir seyir izlediği vurgulandı.
Enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınması ve enflasyon görünümüne yönelik risklerin sınırlanması amacıyla para politikası ve likidite yönetimi kapsamında atılan adımlarla finansal koşullarda belirgin bir sıkılaşma sağlandığı belirtilen duyuruda, şöyle denildi:
“Bu doğrultuda Kurul, politika faizinin sabit tutulmasıyla birlikte likidite yönetimindeki esnekliğin artırılmasına ve enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar likidite tedbirlerinin sürdürülmesine karar vermiştir. Kurul, dezenflasyon sürecinin yeniden tesis edilmesinin, ülke risk priminin gerilemesi, uzun vadeli faizlerin aşağı gelmesi ve ekonomideki toparlanmanın güç kazanması açısından büyük önem taşıdığını değerlendirmektedir. Enflasyondaki düşüşün hedeflenen patika ile uyumlu şekilde gerçekleşmesi için para politikasındaki temkinli duruşun sürdürülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede parasal duruş, ana eğilime dair göstergeler dikkate alınarak enflasyondaki düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde belirlenecektir. Merkez Bankası fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir.” 
Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanan duyuruda, PPK toplantı özetinin 5 iş günü içinde yayımlanacağı bildirildi.

Continue Reading
Advertisement

GÜNDEM